NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Ana Sayfa
Kocayayla şenlikleri
Biyoloji Soru Bankası
Resimler
Biyoloji Konu Özetleri
Proje Çalışması
KPSS Yor.
Düğünlerimiz
Turnuva Haberleri
Soy Ağacı
Üye Bilgileri
Köyden Haberler
Tüm Eğlekliler
Fıkralar
Köyün Tarihi
Sağlık Köşesi
Linkler Sayfam
Şiir sayfası

Biyoloji Konu Özetleri


Kendi Radyomuzu Kurduk- Tıkla bize katıl
(İsteklerinizi bekliyoruz)
Siz isteyin dj lerimiz çalsın

DERS BİYOLOJİ.COM

Canlı Ders İzle

Konu Kavrama Testleri

Biyoloji Dünyası

Biyoloji FORUM

DNA, RNA ve Protein sentezi

Eğitim Portalı

BİYOBANK (Aradığınız bütün konular burda)

MÜZİK DİNLE

3. ünite: GENETİK
(Konuları için tıklayın)

GENETİK ŞİFRE
Tıkla canlı izle)

KALITIM
(Tıkla canlı izle)

İNORGANİK BİLEŞİKLER ( Ders izle)

ORGANİK BİLEŞİKLER (Ders izle)

DNA ve RNA CANLI DERS İZLE

HÜCRE BÖLÜNMELERİ CANLI DERS İZLE

HÜCRE CANLI DERS İZLE

2008 ÖSS SORULARI VE ÇÖZÜMLERİ CANLI DERS İZLE

3. sınav duyuruları 2 HAZİRAN 2011
9. SINIFLARDA: Sınav Test sorulardan oluşacak
Sınav Konuları
canlıların sınıflandırılması
monera alemi
protista alemi
Mantarlar alemi
Bitkiler Alemi
Hayvanlar Alemi

11.SINIFLARDA
3. SINAV KARIŞIK OLACAK
Biyoteknoloji ve gen mühendisliği
Ekoloji
Simbiyotik ilişkiler


SEÇMELİ BİYOLOJİ SINAV DUYURUSU
2. SINAV 2 Haziran

LİSE-4. SINIF 3. SINAV SINAV DUYURUSU
Sınavlar karışık olacak
Sınav konuları
GENETİK
POPULASYON GENETİĞİ

lise-1 Biyoloji çalışma teksiri
2. sınav konuları, özetleri ve kısa cevaplı sorular. Başarılar

HÜCRE
Canlının en küçük yapı taşlarına hücre denir.3 kısımdan meydana gelir.(zar,sitoplazma ve çekirdek)
Hücre Zarı: Hücreyi dış ortamdan ayıran madde giriş çıkışını düzenleyen,seçici-geçirgen özelliğe sahip canlı yapıdır.(Protein,yağ ve karbonhidratlardan oluşur.)Büyük bir kısmı yağlardan oluşur.Hücrenin özgüllüğü zarda ki glikoprotein,glikolipitlerin,miktarına ve dağılımına bağlıdır.

Hücre zarından geçen maddeler:
1.Küçük moleküller,büyük moleküllere göre,
2.Nötr maddeler iyonlara göre,
3.Yağda çözünen maddeler suda çözünen maddelere göre
4.(-) iyonlar (+) iyonlara göre daha kolay geçer.
Sitoplazma ve Organeller
Sitoplazma:Hücre zarı ile çekirdek arasını dolduran yumurta akı kıvamında ki canlı ortamda %70-90
Oranında su bulunur.Su bitkilerin de bu oran %98 e kadar yükselir.Spor,tohum ve bakterilerde % 15 ten % 5 e kadar düşer.
Organeller:
Lizozom: Sindirm ve savunma ocağı lizozom da enzimler bulunur . Alyuvarlar da bulunmaz.Akyuvarlarda bol miktar da bulunur.
Endoplazmik retikulum: Ribozom da sentezlenen proteinleri hücrenin gerekli yerlerine taşır.
Golgi Aygıtı: Salgı ocağıdır. Bitki hücrelerinde seliloz çeperin üretilmesini sağlar.
Ribozom: Zarsızdı, cansızdır. Rrna ve protenden oluşur. Virüsler hariç bütün canlı hücrelerinde bulunur , proteinin sentez yeridir.
Mitokondri:Hücrenin enerji ihtaiyacını karşılar. Kendine özgü DNA sı vardır.Böylece kendini sentezleyebilir.(Kas ve karaciğer hücrelerinde bol sayıdsa bulunur)
Sentrozom:Hayvan hücrelerin de ve ilkel yapılı bitki hücrelerin de bulunur.Hücre bölünmeye hazırladığı dönemde interfaz her bir kutba gider ve iğ ipliklerini oluşturur.Siniz hücrelerin de yoktur.
Plastitler:Sadece bitki bulunurlar.Renklerine ve görevlerine göre 3 grupta incelenirler.Birbirlerine dönüşebilirler.
1.Kloroplastlar:Bitkiye yeşil rengi verirler.Fotosentezle ışık enerjisinin kimyasal enerjiye dönüştürüldüğü ve serbest oksijenin üretildiği organeldir.KLOROPLASTLAR FOTOSENTEZLE YERYÜZÜNDE YAŞAMIN DEVAMINI SAĞLAYAN ORGANELDİR.
2.Kromoplastlar:Bitkiye sarı, turuncu ve kırmızı rengi verir.Yapraklarda, meyvelerde ve bazı yüksek yapılı bitkilerin köklerinde bulunur.
3.Lökoplastlar:Renksizdirler.Bitkinin kök, toprak altı gövdesinde ve tohum gibi depo organlarında bulunur.Nişasta, yağ ve protein depo eder.
Koful:Hücrenin madde alış verişinde, beslenmesinde, sindiriminde, boşaltımında görevlidir.Bitkilerde bol ve büyük,hayvanlarda ise küçük ve az miktarda bulunur.
*Kontraktil Koful:Tatlı suda yaşayan bir hücreli canlılardaki boşaltım kofuludur.Yoğunluk farkından dolayı vücut içerisine giren fazla suyu dışarı atar.
Zarı olmayan organeller: Ribozom DNA sı olan organeller:Mitokondri
Sentrozom kloroplast

ÇEKİRDEK
Hücrenin canlılığını sürdürebilmesi için mutlaka gereklidir.Hücrenin bütün yaşamsal olaylarını yönetir ve kontrol eder.Çekirdek zarı, çekirdek stoplazması, çekirdekcik ve kromozom-kromtinlerden oluşmuştur.
PROKARYOT VE ÖKARYOT HÜCRELER
Prokaryot Hücre:Belirginbir zarla çevrili çekirdeği olmayan ve ribozom dışında organelleri bulunmayan hücrelere denir.Prokaryot hücrelerin en dışında hücre çeperi, hücre çeperinin içinde ise hücre zarı bulunur.Prokaryot canlılar bakteriler, mavi-yeşil alglerdir.Bunlar monera aleminde sınıflandırılır.
Ökaryot Hücre:Zarla çevrili belirli bir çekirdeği ve organelleri olan hücrelere denir.Hücreler zar,stoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir.Protistler,gerçek mantarlar, bitkiler ve hayvanlar ökaryot canlılardır.
BİTKİ VE HAYVAN HÜCRELERİN KARŞILAŞTIRILMASI
Bitki Hücresi Hayvan Hücresi
1.Hücre çeperi bulunur. 1.Hücre çeperi bulunmaz.
2.Sentrozom yoktur. 2.Sentrozomu vardır.
3.Plastitleri vardır. 3.Plastitleri yoktur.
4.Kofulları büyüktür. 4.Kofulları küçüktür.
5.Nişasta ve seliloz depo eder. 5.Glikojen depo eder
6.Hücreler birbirine hücre duvarı ile bağlıdır. 6.Hücreler bağımsızdır.
7.sitoplazma bölünmesi ara lamel 7.Stoplazma bölünmesi boğumlanma
şeklinde olur. şeklinde olur.

HÜCREDE MADDE ALIŞ VERİŞİ
1.Pasif Taşıma:Hücre zarından madde alınırken eğer enerji harcanmıyorsa buna denir.
ÖZELLİKLERİ
*Enerji harcanmaz
*Taşıma çok yoğun ortamdan az yoğun ortama doğrudur
*Canlı ve cansız tüm hücrelerde görülür.
DİFÜZYON:Hücre zarından geçebilen bir maddenin geçişi çok yoğun ortamdan az yoğun ortama doğruysa buna denir.enerji ve enzim kullanılmaz yarı geçirgen bir zar gerekli değildir.
OZMOS:Suyun hücre içindeki difüzyonudur.yarı geçirgen bir zar vardır.ozmosda ortamın eşitlenmesi beklenmez.
*İzotonik ortam:Hücrelerin yaşayabildiği yoğunluğa sahip ortamlara denir.
*Hipertonik ortam:Hücreden daha fazla yoğunluğa sahip ortama denir.
*Hipotonik ortam:Hücreden daha az yoğunluğa sahip ortama denir.
*Plazmoliz:Hipertonik ortama konulan hücrenin su kaybederek büzülmesi olayına
denir.
*Deplazmoliz:Plazmolize uğramış hücrenin saf su ortamına konulduğu zaman su alarak eski haline dönmesine denir.
*Turgor:Uzun süre bekletilerek su alarak devamlı şişmesi durumuna denir.Hücrenin içindeki su nedeniyle zara yapılan basınca turgor basıncı denir.
*Hemoliz:Hücre saf suda bekletilirse bir süre sonra fazla sudan dolayı patladığı görülür bu olaya denir.
2.Aktif Taşıma:Maddenin hücre zarından geçişi hücrenin enerji kullanılmasıyla gerçekleşiyorsa bu olaya denir.
ÖZELLİKLERİ
1Enerji harcanır.
2.Taşıma az yoğun ortamdan çok yoğun ortama doğrudur.
3.Canlı hücrelerde görülür.
4.Enzimler kullanılır.
*Endositoz:Alına maddenin sıvı ve katı oluşumuna göre 2 şekilde yapılır.
1.Fagasitoz:Büyük moleküllü katı maddelerin hücre içine alınmasına denir.
2.Pinositoz:Büyük moleküllü sıvı maddelerin hücre için alınması olayına denir.
*Ekzositoz:Hücre için alınan atık maddelerin dışarı atılmasıdır.
HÜCRE METOBOLİZMASI
Hücrede meydana gelen yapım ve yıkım olaylarına metabolizma denir.ikiye ayrılır.
1.anobolik reaksiyonlar:küçük moleküllerin birleşip büyük moleküller meydana getirmesi olayıdır.Örnek;
CO2 + H2O ----BESİN +O2 FOTOSENTEZ OLAYI
2.Katobolik reaksiyonlar:Büyük moleküllerin yıkım tepkimesidir.
Örnek;BESİN +O2----- CO2 + H2 O+38ATP SOLUNUM OLAYI


CANLILARDA SINIFLANDIRMA
Doğadaki canlıların yaşayışlarına ve akrabalık derecelerine göre benzerliklerine göre yapılan gruplandırmaya sınıflandırma denir.Biyolojinin alt bilim dalı olan sistematik bunu inceler.2 ye ayrılır
1.Yapay sınıflandırma: Doğadaki canlıların dış görünüşüne veya yaşadıkları yere bakılarak yapılan sınıflandırmaya denir.Bilimsel bir sınıflandırma değildir.Yapay sınıflandırmada anolog organa bakılır.
2.Doğal sınıflandırma:Canlıların akrabalık derecesi protein benzerlikleri, yaşayışları, beslenmelerine göre yapılan sınıflandırmaya denir.Doğal sınıflandırma yapılırken canlılar arasındaki homolog organ yapısına bakılır.2 canlı arasında ne kadar homolog organ varsa bu iki canlının birbirleriyle o kadar akraba olduklarını anlatır.Bilimsel bir sınıflandırmadır.
Homolog organ:Kökenleri aynı görevleri farklı olan organlara denir.Örnek:insanın kolu ile balinanın yüzgeci
Anolog organ:Kökenleri farklı görevleri aynı olan organlar denir.Örnek:Sineğin kanadı ile kuşun kanadı
Tür:Ortak bir atadan gelen yapı ve görevleri benzer özelliklere sahip kendi aralarında verimli nesiller meydana getiren bireyler topluluğuna denir.
İkili Adlandırma:Biyoloji biliminde canlılar adlandırılırken hem cins hem de tür ismi yazılır böyle adlandırmalara denir
Alem Şube Sınıf Takım Aile Cins Tür
Birey sayısı alemden türe giderken azalır ortak özellik artar.
Birey sayısı türden aleme giderken artar ortak özellik azalır
VİRÜSLER
Canlılar aleminde bulunan en küçük mikroorganizmadır.Virüsler sadece elektro mikroskobuyla görülebilir
-Değişik şekillerde virüsler mevcuttur.
-Virüsler taşıdıkları nükleik asitlere göre adlandırılır.İkisi de aynı anda bulunmaz.
- Hayvan virüslerinde genellikle DNA bulunur.Bitki virüslerinde ise RNA bulunur.Ama bitki virüslerin hayvan virüslerinde hastalık yapmaktadır.Örneğin;HIV virüsü bitki virüsü olmasına rağmen hayvan hücrelerinde AIDS hastalığı yapmaktadır.
-Virüslerin organelleri , ribozomu ve sitoplazması yoktur.Organelleri olmadığı için özellikle de ribozom olmadığı için enzim sistemleri yoktur.Kuyruklarında gireceği hücrenin zarına tutunarak zarın erimesini sağlayan enzimler bulunur.
-Virüslerin dışında bir protein kılıf çevrilidir.
-Virüslerin organelleri ve enzimleri olmadığında dolayı zorunlu parazit olarak görev yaparlar.
-Virüslere ilaç etki etmez bunun sebebi virüslerin hücre içinde yaşamasıdır.(Bizim aldığımız ilaçlar hücreler arası boşluklarda bulunur.)
-Virüsler hücre dışında tuz kristali gibi kristalleşirler.
-Virüsler büyümez,beslenmez,gelişmez,dolaşım,boşaltım olayları yoktur.Metabolizmaları yoktur.


CANLILAR ALEMİ
PROKARYOT CANLILAR
1.BAKTERİLER
Monera aleminde yer alırlar.Işık mikroskobuyla görülebilecek kadar küçüktürler.İki hücre örtüsüne sahiptirler.İ. kısımda hücre zarı bulunur.Bakteri stoplazmasının %90 sudur.İçinde DNA,RNA, protein,mitekondri gibi zarla çevrili yapıları yoktur.oksijenli solunum yapan bakterilerde mezozom zar katlantıları yer alır.Mezozom ökaryottaki mitekondrinin görevini yapar.
BAKTERİLERİN ÇEŞİTLERİ
1.Şekillerine Göre 2GRAM BOYAMA ÖZELLİĞİNE GÖRE
*Çubuk *Gram pozitif(+)bakteri:mikroskopta mor renkte görülür
*Yuvarlak *Gram negatif(-)bakteri:Mikrokopta pembe renkte görülür.
*Spiral
*Virgül
3.OKSİJENE DUYULAN İHTİYACA GÖRE
*Zorunlu aerob bakteri :Yalnız oksijenli ortamda yaşayıp çoğalabilen bakteriler.
*Zorunlu anaerob bakteriler.Yalnız oksijensiz ortamda yaşayıp çoğalabilen bakteriler.
*Geçici bakteriler:Geçici olarak oksijenli ve oksijensiz ortamda yaşayabilen.2 ye ayrılır.
a)Geçici aerob bakteriler.Normalde oksijensiz ortamda yaşamaya uyum sağlamış;fakat geçici olarak oksijenli ortamda yaşayabilen bakteriler.
b)Normalde oksijenli ortamda yaşamaya uyum sağlamış ;fakat geçici olarak oksijensiz ortamda yaşayabilen bakteriler.
4.BESLENME ŞEKİLLERİNE GÖRE
*Ototrof bakteriler:Yaşamaları için gerekli organik bileşikleri, basit inorganik bileşiklerden sentezleyebilen bakterilerdir.Kullandıkları enerji kaynağına göre ikiye ayrılır.
a)Fotoototrof bakteriler:Fotosentez yapan bakterilerdir.Enerji kaynağı güneştir.
b)Kemoototrof bakteriler:Bazı bakteriler kükürt,demir,hidrojen,amonyak gibi inorganik maddelerin oksidasyonundan sağladıkları enerji ile su ve karbon dioksitten besin üretirler.Bu bakteriler;nitrit,nitrat,kükürt ve demir bakterileridir.
*Heterotrof bakteriler:İhtiyaç duydukları organik besin maddelerini ortamdan hazır alan bakterilerdir.2 ye ayrılır.
a)Parazit bakteriler:Sindirim enzimleri olmadığı için gereksinim duydukları besin maddelerini üzerinde yaşadığı canlıdan hazır alan bakterilerdir.Hastalık yapan bakterilere patojen bakteriler denir.
b)Saprofit (çürükçül) bakteriler:Toprakta yaşayan , çürümeye neden olan ayrıştırıcı bakterilerdir.Hücre dışına enzim göndererek ölü bitki ve hayvan artıklarındaki organik maddelerin daha küçük organik ve inorganik maddelerin parçalanmasını sağlarlar.
2 MAVİ-YEŞİL ALGLER
Belirli, bir çekirdeği, kloroplastı ve diğer organelleri bulunmayan mavi- yeşil renkli, bir hücreli organizmalardır.Çekirdek zarı ve zarlı organelleri bulunmadığı için prokaryot hücre yapısındadırlar.Fotosentez yapmalarını saplayan klorofil pigmenti tanecikler halinde bulunur bundan dolayı renkleri yeşildir.Çoğunlukla koloniler halinde yaşarlar.Denizlerde, tatlı sularda ,göllerde ve nemli bölgelerde yaşarlar.
ÖKARYOT CANLILAR
1.PROTİSTALAR
Protista alemi, bir hücreli ve çok hücreli fotosentetik algleri , çok çekirdekli yada çok hücreli heterotrof cıvık mantarları, bir hücreli yada basit ökaryotları içeren canlı grubudur.
Tam bitki ve hayvan özelliği göstermediği için ayrı bir alemde incelenirler
*Protozoalar:Bir hücrelilerdir mikroskobik canlılar olup 4 gruba ayrılırlar.
a)Kamçılılar:Hareket organeli olarak bir yada birkaç kamçı bulundururlar.Bazıları saprofit bazıları parazittiler.Çoğalmaları ikiye bölünme ile olur.Öglena tatlı sularda yaşar.Yapısında bir yada iki boşaltım kofulu vardır. Önde bir yada iki tane kamçları vardır.Öglene klorofil pigmenti içerdiklerinden dolayı yeşil renklidirler bu nedenle kendi besinini kendileri yaparlar bu özelliğinden dolayı bitkilere hareketli olmasından dolayı hayvan hücrelerine benzer.
b)Kökayaklılar:Besinlerin ve hareketlerini yalancı ayaklarla sağlayan bir hücrelilerdendir.Amipler tatlı sularda yaşarlar.Besinlerini sitoplazmalarında meydana getirdikleri besin kofulları içerisinde sindirirler
c)Sporlular:Çoğu omurgalı omurgasız hayvanlarda parazit yaşama uyum sağlamıştır.besinlerini difüzyonla alırlar.Plazmodyum bu gruba örnektir.Bilinen 50 kadar plazmodyum türü vardır insanlarda sıtma hastalığına neden olurlar.
d)Silliler:Hareketlerini ve besin teminini silerliyle yaparlar.Tatlı su ve denizlerde yaşarlar.En iyi örnek paramesyum dur hem bölünerek hem de konjugasyonla ürer.
*Algler:Klorofil içerdikleri için fotosentez yapabilirler.Sulu ortamda yaşarlar daha uygun ortam bulabilmek amacıyla yer değiştirme hareketi yaparlar.Madde alış verişini yaşadıkları ortamdan sağlarlar.Yeşil, sarı, kırmızı, esmer algler bu grubun örneklerindendir.
*Cıvık Mantarlar:belirgin bir hücre şekli olmayan çok çekirdekli stoplazmaya sahip saprofit organizmalardır.Üremeleri eşeyli ve eşeysiz şekilde olur.Protista aleminde incelenmekle birlikte beraber canlılar aleminde yeri henüz kesinleşmemiştir.
2.MANTARLAR
Mantarlar stoplazmalarında zarla çevrili bir çekirdeğe sahip olan ökaryot hücreli canlılardır.Mantarlar genellikle çok hücrelidir.Klorofil içermeyen yaşamları için gerekli olan besini hazır olarak sağlayan heterotrof canlılardır.Bitkilerdeki kök, gövde ve yaprak gibi organlara sahip değillerdir.Fakat hücrelerinin etrafında belirli bir hücre çeperinin olması sporla çoğalmaları ve genellikle hareketsiz oluşları nedeniyle bitkilere benzer canlılardır.Mantarların en önemli özelliklerinden biride doğadaki inorganik döngüyü sağlaması ,ilaç yapımında kullanılmasıdır.
Mantarların Çeşitleri
*Maya mantarları:Tomurcuklanma ile çoğalırlar.Hamurun mayalanması gibi bir çok mayalanma olaylarında görev alır.
*Küf Mantarları:Çürümekte olan böcek,balık, kuş artıkları üzerinde saprofit olarak yaşarlar.Eşeyli ve Eşeysiz ürerler.Besinlerin küflenmesini neden olur.
*Şapkalı Mantarlar:Mantarların en büyükleridirler.Besin olarak kullanıldıkları gibi insanlar için zehirli olan türleri de vardır.
*Enfeksiyonel Mantarlar:İnsanda ağız ve boğaz hastalıkları, üreme organları ve deride enfeksiyonlara neden olan mantarlardır.bebeklerde görülen pamukçuk, saç dökülmesine neden olan saçkıran örnek verilebilir.
3. BİTKİLER
Bitkiler çok hücreli ototrof iyi gelişmiş bir organizasyona sahip yüksek yapılı canlılardır.Kendi besinlerini kendi üretirler.Sinir sistemleri yoktur.Damarlı ve damarsız olmak üzere 2 grupta toplanırlar.
1.Damarsız Bitkiler:İletim demetleri yoktur.Ilık nemli ve gölgelik yerlerde yaşarlar.Metagenez(eşeyli +eşeysiz) görülür.Sporla çoğalır.Gerçek kök ve gövdeleri yoktur.En önemlileri kara yosunlarıdır.
2.Damarlı Bitkiler
a)Damarlı Sporlu Bitkiler:Ilık nemli bölgelerde yaşar,İletim demeti vardır.Sporla çoğalır.Metagenez görülür.Gerçek kök ve gövdeleri yoktur.
b)Damarlı Tohumlu Bitkiler: İletim demeti bulundururlar.Açık tohumlu ve kapalı tohumlu olarak 2 ye ayrılır.
*Açık Tohumlu Bitkiler:Kozalıklı bitkilerdir.İletim demetleri düzenlidir.İğne yapraklıdırlar.Her dem yeşillerdir.Bunlar köknar, ladin, çam dır.
*Kapalı Tohumlu Bitkiler:İletim demetleri vardır.Gerçek çiçek ve tohum taslakları vardır.Çenek yaprağı sayısına göre tek çenekli çift çenekli bitkiler olarak incelenir.
-Tek Çenekli:Tek yıllık otsu bitkilerdir.Yapraklarında paralel damar bulunur.İletim demetleri dağınıktır.Kambiyum bulundurmazlar.
-Çift Çenekli:Embriyolarında iki çenek yaprağı bulunur.Çok yıllık odunsu bitkilerdir.
Kambiyum bulunur.İletim demeti düzenlidir.Yaprakları ağsı damarlıdır.

OMURGASIZ HAYVANLAR

• Çoğunluğu sularda ve nemli bölgelerde yaşarlar.
• Hayvanların en basit bireylerini içerirler. Karada yaşayanları deri ve trake solunumu yaparken sularda yaşayanları yüzey ve solungaç solunumu yaparlar. Altı gruba ayrılarak incelenirler.

1. Süngerler
• En ilkel hayvan grubudur.
• Sularda bir yere tutunarak yaşarlar.
• Vücutlarında doku ve organ farklılaşması yoktur.
• Sudaki besin parçacıklarıyla beslenirler.
• Yumurta oluşumu ve tomurcuklanma ile çoğalırlar.

2. Sölenterler
• Vücutlarında tam bir doku ve organ farklılaşması görülmez.
• Basit bir sindirim kanalı ve ağsı sinir yapılarını taşırlar.
• Sölenterlerin üç çeşidi bulunur. Bunlar deniz adası, mercan ve hidradır.
• Yumurta üretimi ve tomurcuklanma ile çoğalabilirler.

3. Solucanlar
• Doku ve organ farklılaşması görülen ilk hayvan grubudur.
• Kasları yardımıyla aktif hareket edebilirler.
• Yumurta ile çoğalırlar.
• Derileri ince ve nemli olup deri solunumu yaparlar.
• Üç farklı çeşidi bulunur.

• Yassı solucanlar : Vücutları ince uzun ve bölmelidir. Tenya ve planarya bu gruba girer. Tenya iç parazit olup baş, boyun ve yassı halkalardan oluşur. Ağız ve sindirim kanalı yoktur. İnsan ve bazı hayvanların vücudunda barınır. Büyüme ve çoğalması için 2 farklı canlının vücudunu kullanır. Büyümek için ara konak canlının, çoğalmak için son konak canlının vücudunu kullanır. Dört çeşit tenya insan yaşamını etkiler.Tenya yavrularına keseli kurt denir ve ara konağın kaslarında bulunur.Son konağın, ara konak olan canlıyı yemesiyle son konağın vücuduna bulaşır.

• Yuvarlak solucanlar : Vücutları yuvarlak, uzun ve bölmesizdir. Tamamı iç parazittir. İnsan ve hayvanların iç organ ve bağırsaklarında barınırlar. Genelde iyi temizlenmemiş ve pişirilmemiş yiyeceklerle insan vücuduna bulaşabilir. Bağırsak solucanı, trişin, kıl kurdu gibi.

• Halkalı solucanlar : Vücutları uzun ve bölmelidir. Bağımsız olarak yaşarlar. Toprak solucanı ve sülük bu gruba girer. Toprak solucanları toprakla birlikte aldığı organik besinleri yiyerek beslenir. Faaliyetleri sırasında toprağın havalanmasını, nemlenmesini, gübrelenmesini sağlar. Vücudun kopmasıyla rejenerasyon yapıp çoğalabilir.

4. Yumuşakçalar
• Su ve nemli topaklarda yaşarlar. Vücutları nemlidir.
• Karada yaşayanları deri suda yaşayan solungaç solunumu yapar.
• Vücutları çevresinde kavkıları bulunur.
• Ahtapot, midye, salyangoz, mürekkep balığı bu gruba girer.

5. Eklem Bacaklılar
En fazla türe sahip olan hayvan grubudur. Vücutları çevresinde kitin yapılı dış iskelet bulunur. Karada yaşayanları trake ve suda yaşayanları solungaç solunumu yapar. Dört çeşit alt grupta incelenir.
• Böcekler : Vücutları baş, göğüs ve karın kısımlarından oluşur. Yumurtayla çoğalırlar. Büyüme ve gelişmeleri sırasında başkalaşım geçirirler. Kelebek, Karınca, Arı, Çekirge, Karasinek gibi.
• Çok ayaklılar : Her vücut halkasından bir çift ayak çıkar. Kırkayak ve çiyan gibi.
• Örümcekler : Anten ve kanat taşımazlar. Akrep, bit, pire, kene, örümcek gibi.
• Kabuklular : Eklem bacaklıların suda yaşayan grubudur. Yengeç, istakoz, karides gibi.

6. Derisi dikenliler
• Vücut üzerinde dikensi sert çıkıntılar korunmayı sağlar.
• Tamamı sularda yaşar.
• Solungaçlarıyla solunum yaparlar.
• Deniz yıldızı, deniz kestanesi, deniz hıyarı gibi canlılar bu gruba girer.
İlkel Kordalılar:
Basit bir iskelet yapısına sahiptirler.Bu yapı bazılarında yaşam boyunca devam eder bazılarında ise yavru halindeyken bulunur.Kapalı dolaşım sistemine sahiptirler.

OMURGALI HAYVANLAR
• Vücutlarında kemik ve kıkırdaktan yapılmış iç iskeletleri bulunur.
• En gelişmiş canlı grubudur.
• Doku ve organ gelişimi en yüksek derecede bulunur.
• Vücutlarında özel görevler yapan sistemler bulunur.
• Hepsi eşeyli yollarla çoğalırlar. Böbrekleriyle boşaltım yaparlar. Omurgalılar beş ayrı grupta toplanırlar.
1. Balıklar
• Tatlı ve tuzlu sularda yaşarlar.
• Solungaç solunumu yaparlar.
• Yüzgeçleriyle hareket ederler.
• Vücutları koruyucu olan pullarla kaplıdır.
• Kalpleri bir kulakçık ve bir karıncık olarak iki odacıklıdır.
• Kalpleri, vücuttaki kirli kanı toplayıp solungaçlara gönderir. Bu nedenle kalpte sadece kirli kan bulunur.
• Soğuk kanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları suya bağlıdır. Kış uykusuna yatmazlar.
• Dış döllenme ve dış gelişmeyle yumurta üreterek çoğalırlar. Köpek balığı, Hamsi, Kefal, Alabalık, Palamut bu gruba girer.
2. Kurbağalar
• Derileri ince ve nemli olan canlılardan oluşur. Su kenarlarında yaşarlar.
• Yavruyken solungaç, erginken deri ve akciğer solunumu yaparlar.
• Arka ayakları uzun olup perdelidir. Sıçramasını ve suda yüzmesini sağlar.
• Dilleri uzun ve yapışkanlıdır. Çoğunlukla böcekleri tutarak beslenirler.
• Kalpleri iki kulakçık ve bir karıncıktan oluşur. Vücuttan gelen kirli kan ile akciğerden gelen temiz kan karıncıkta karışır. Vücuda karışık kan gönderilir. Yeterli enerjiyi üretemediği için soğuk kanlıdırlar.
• Dış döllenme ve dış gelişme şeklinde yumurtayla çoğalırlar.
• Büyümeleri sırasında larvaları başkalaşım geçirir ve erginleşir.
• Kuyruklu ve kuyruksuz kurbağa olarak adlandırılan türleri bulunur.
3. Sürüngenler
• Gövdelerine oranla kol ve bacakları zayıf olduğu için karınları üzerinde sürünürler.
• Vücut çevresi pullarla kaplıdır.
• Akciğerleriyle solunum yaparlar. Kalpleri üç odalı olup iki kulakçık ve bir karıncıktan oluşur. Karıncıkta bulunan yarım perde kirli ve temiz kanın karışmasını azda olsa engeller.
• Vücutta karışık kan dolaşır ve soğuk kanlı canlılardır.
• İç döllenme ve dış gelişme şeklinde yumurtayla çoğalır. 4 farklı alt grubu bulunur.
• Kertenkeleler : Bazı türleri uzun ve hareketli olan kuyruklarını düşmanlarından kaçmak için kopartabilirler. Kopan kuyruk zamanla rejenerasyonla onarılır.
• Yılanlar : Kol ve bacakları yoktur. Kıvrılarak hareket ederler. Zehirli olanlar dişleriyle avlarını etkisiz hale getirirler. Hayvanları yutarak beslenirler. Büyümeleri sırısında derilerini değiştirirler.
• Kaplumbağalar : Vücut çevresinde bağa denen sert ve kalın bir kabuk korunmasını sağlar.
• Timsahlar : Ekvatoral kuşakta yaşarlar. Kış uykusuna yatmazlar. Üst çenesini hareket ettiren tek omurgalı grubudur. Kalpleri dört odacıklıdır. Vücutlarında karışık kan dolaşır. Su kenarlarında yaşarlar.
4. Kuşlar
• Vücutları tüylerle kaplıdır. Tüyler uçmayı ve vücut sıcaklığının korunmasını sağlar.
• Akciğer solunumu yaparlar. Ağız uçları gaga şeklindedir. Ağızlarında diş bulunmaz. Dişin görevini sindirim kanalındaki taşlık organı yapar.
• Kalpleri dört odacıklı olup, sağ tarafta kirli, sol tarafta ise temiz kan bulunur. Vücutta temiz kan ve kirli kan ayrı ayrı dolaşır. Sıcak kanlı canlılardır.
• Oluşturdukları yavrularına bakarlar. İç döllenme ve dış gelişme şeklinde yumurta oluşturarak çoğalırlar. Beslenme ve yaşama şekline göre yırtıcı, tırmanıcı, ötücü, uçamayan, suda yüzebilen türleri bulunur.
5. Memeliler
Vücutları kıl ve ter bezleriyle kaplı olan canlı grubudur. En gelişmiş canlı grubu olup akciğer solunumunu yaparlar. Yeryüzünde ortam adaptasyonları (uyum yetenekleri) en yüksek olan canlılar olup hemen hemen her yerde bulunabilirler.
Kalpleri dört odacıklı olup kirli ve temiz kan karışmaz. Vücutlarında temiz kan dolaşır. Sıcak kanlı canlılardır. Kış uykusuna yatmazlar. İç döllenme ve iç gelişme şeklinde yavrularını belli bir hamilelik sürecinden sonra doğurarak çoğalırlar. Doğan yavrularını sütle besleyerek yetiştirirler. Yavruların bakım ve korunmasını sağlarlar. Beslenme ve yaşama şekline göre altı çeşidi bulunur.
• Otçul memeliler : Besinlerini bitkisel kaynaklardan alırlar. Geviş getirenlerinin mideleri 4 odalıdır ve bağırsakları uzundur. Keçi, koyun, inek gibi.
• Etçil memeliler : Besinlerini hayvansal kaynaklardan alırlar. Ağız ve ayak yapıları yırtıcı özelliktedir. Aslan, kurt, çakal gibi.
• Etçil - otçul memeliler : Besin kaynağı olarak et ve ot kullanabilen canlılardır. Ayı, fare, kedi, köpek gibi.
• Kemirici memeliler : Bitkilerin kök, gövde ve tohumlarını kemirerek beslenirler. Tavşan, sincap, fare gibi.
• Uçan memeliler : Kollarını gövdeye bağlayan pelerin şeklindeki deriyle uçarlar. Yarasa gibi.
• Yüzen memeliler : Kol ve bacakları yüzgeç şeklinde olup su ortamında hareket ederler. Balina, yunus, fok gibi.

4.HAYVANLAR
a)Omurgasızlar:İç iskelet bulunmaz .Açık dolaşım görülür.Bunlar;
-Süngerler
-Sölenterler
-Solucanlar
-Yumuşakçalar
-Eklem bacaklılar
-Derisidikenliler
b)İlkel Kordalılar:Basit bir iskelet yapısına sahiptirler.Bu yapı bazılarında yaşam boyunca devam eder bazılarında ise yavru halindeyken bulunur.Kapalı dolaşım sistemine sahiptirler.
c)Omurgalılar:İç iskelet vardır.Kapalı dolaşım sistemi görülür.Beş sınıfta incelenilir.
*Balıklar:Kemik ya da kıkırdaktan oluşmuş iç iskeletleri vardır.Solungaç solunumu yaparlar.Kalpleri iki odacıklıdır.Dış döllenme dış gelişme görülür.Denizlerde ve tatlı sularda yaşarlar
*Kurbağalar:Karada ve suda yaşarlar.Derileri nemli ve kaygandır.Larvaları solungaç
deri solunumu yaparlar.Kalpleri üç odacıklıdır.Dış döllenme dış gelişme görülür.
*Sürüngenler: Akciğerleri ile solunum yaparlar.Kalpleri üç odacıklıdır karıncık yarım perdeyle ikiye ayrılır.Timsdahlarda ise dört odacıkılıdır tam perdeyle ikiye ayrılır.İç döllenme diş gelişme görülür.
*Kuşlar:Sıcak kanlı hayvanlardır.Kalpleri dört odacıklıdır.Akciğer solunumu yaparlar,yumurta ile çoğalır.İç döllenme dış gelişme görülür.
*Memeliler:Sıcakkanlı hayvanlardır.Derileri kıllarla örtülüdür.İç döllenme görülür.Kalpleri dört odacıklıdır.Kapalı dolaşım s,istemi görülür.Akciğer solunumu yaparlar alveol kesecikleri bulunur.Yavrularını sütle beslerler.Sinir sistemleri çok gelişmiştir.Denizlerde ve karalarda yaşayan türleri vardır.
1. Hücre zarının görevi nedir?
Hücre içi ile hücre dışı arasında madde alış verişini sağlayan esnek, canlı ve seçici geçirgen bir zardır.
2. Endoplazmik retikulum kaç çeşittir ve görevi nedir?
Üzerine ribozom taşıyan granüllü ve granülsüz olmak üzere iki çeşittir. Hücre içinde maddelerin taşınması, depolanması ve kimyasal reaksiyonların yapıldığı yerdir.
3. Sentrozomun görevi nedir?
Kendini çoğaltmak ve bölünme sırasında iğ ipliklerini meydana getirmek.
4. Çekirdeğin görevleri nelerdir?
Metabolizmayı kontrol etmek
Karakterleri oğul canlılara aktarmak.
5. Yaşlanan bitki hücrelerinde bir tek büyük kofulun bulunmasının nedeni nedir?
Bitkilerde metabolizma artığı ürünlerin kofullarda depolanması.
6. Hücre çeperinin yapısı nasıldır?
Selülozdan meydana gelir. Çeper üzerinde kütin, lignin, süberin, kalsiyum ve silisyum gibi maddeler birikerek çeperin farklılaşmasına neden olur.
7. Bitkilerde çiçek ve meyvelerin renklerini ne verir?
Plastidler ve koful özsuyunda bulunan antokyan denilen madde.
8. Hücrenin bölünme nedenlerini yazın.
Hücre yüzeyini artırmak ve hacmini küçültmek için
Hücrenin büyümesi çekirdeğin etki alanını sınırlar. Çekirdeğin etki alanını artırmak için hücre bölünür.
9. Kloroplast ve mitokondrinin ortak özellikleri nelerdir?
Çift zarlıdırlar
Kendilerine ait DNA’ları vardır.
ATP nin sentezlendiği yerlerdir.
10. Mitoz olayının en önemli sonucu nedir?
Hücreden hücreye kalıtsal devamlılığı sağlar. Mitoz sayesinde, yeni meydana gelen hücreler ana-baba hücrenin sahip oldukları yeteneğin aynısına sahip olurlar. Bu da kendini eşleyen DNA moleküllerinin her oğul hücreye tam bir takım halinde geçmesiyle mümkün olur.
11. Ökaryot hücrelerde hücre bölünmesi hangi iki evreden oluşur?
Mitoz olarak adlandırılan çekirdek bölünmesi ve sitokinez olarak adlandırılan sitoplazma bölünmesi.
12. Mitoz bölünmenin safhalarının isimleini sırasıyla yazın.
Profaz, metafaz, anafaz, telofaz
13. İnsan gametinde kaç kromozom bulunur?
İnsan gametinde 23 kromozom bulunur? Bunların kaç tanesi otozom, kaç tanesi gonozomdur?
İnsan gametinde 23 kromozom bulunur. Bunlardan 22 tanesi otozom, 1 tanesi gonozomdur.
14. İnsanlarda erkeklerin ve dişilerin vücut hücrelerindeki kromozom formülünü yazınız.
Erkeklerde (44 + XY), Dişilerde (44 + XX)
15. Bitki hücresinin mitoz bölünme sırasında ara plağı ile ikiye bölünmesinin nedeni nedir?
Hücre zarının dışında selüloz çeperin bulunması.
16. Mayoz bölünme hangi hücrelerde görülür?
Üreme organlarında üreme ana hücrelerinde (Yumurtalık ve testislerde) görülür.
17. Mayoz bölünme ile ne sağlanır?
Dölden döle kromozom sayısının sabit kalması korunur.
Gen çeşitliliğine sebep olur.
18. Oogenezde aktif olmayan hücrelere ne ad verilir?
Kutup hücreleri.
19. İnsanlar ve amipler arasında mitoz bölünme hangi yönden farklıdır?
İnsanlarda mitoz bölünme büyüme, gelişme ve eskiyen yerlerin onarımını sağlar. Amiplerde mitoz bölünme çoğalmayı sağlar.
20. Bir insanın bazal metabolizması ölçülürken hangi şartlara dikkat edilmelidir?
En son alınan besinin ölçme işleminden 12 saat önce alınmasına
Ölçme sırasında kişinin tam dinlenme halinde tutulmasına
Ölçme sırasında ortam sıcaklığının belirlenmesine
Vücut yüzeyinin hesaplanmasına
21. ATP nin molekül yapısı nasıldır?
Adenin denilen azotlu bir organik baz, Riboz denilen 5 karbonlu bir şeker ve üç fosfat grubundan yapılmış bir moleküldür.
22. ATP sentezi kaç yolla olur?
Oksijenli solunum
Oksijensiz solunum
Fotosentez
23. Eğer organizmalar enerjiyi karbonhidratlarda değil, ATP de depolasalardı ne gibi problemler olurdu?
Hücre içi daha asidik olurdu.
Fosfor şu an bulunduğundan daha çok kullanılırdı.
24. Bir nükleotidin yapısında 5 karbonlu şekerle azotlu organik bazın oluşturduğu kısma ne denir?
Nükleozit
25. mRNA nın görevi nedir?
Hücredeki RNA miktarının % 5 ini oluşturur. DNA da bulunan genetik bilgiyi belli şifreler (kodon) halinde çekirdekten sitoplazmaya aktarır.


26. Hücre hayatında DNA’nın iki önemli görevini açıklayın.
Temel hücresel görevleri kontrol etmek
Genetik direktiflerin oğul döllere aynen iletilmesini sağlamak.
27. DNA modelinden faydalanılarak hangi biyolojik olaylar açıklandı?
DNA nın hücre bölünmesinden önce kendini nasıl eşlediği
Protein sentezi için nasıl şifre taşıdığı
Mutasyonun nasıl meydana geldiği açıklandı.
28. Genetik şifre nedir? Genetik şifre bütün canlılarda aynı mıdır?
DNA dan gönderilen hücre içindeki bütün olayları etkileyen mesajlara denir.
Genetik şifre her canlıda farklıdır.
29. DNA nın neden mRNA gibi bir aracı yardımıyla çalışmak zorunda olduğu düşünülür?
DNA büyük bir molekül olduğu için çekirdekten dışarı çıkmaz. Proteinler çekirdek dışında, endoplazmik retikulum boyunca dağılmış olan ribozomlarda sentezlenirler. Direktiflerin çekirdekten sitoplazmaya taşınabilmesi için bir aracıya ihtiyaç vardır.
30. tRNA nın protein sentezindeki görevi nedir?
tRNA hücre içindeki Amino asitleri tanır ve bunları proteinlerin sentezlendiği ribozomlara taşır.
31. DNA nın Replikasyon yapması hücre bölünmesi açısından neden önemlidir?
Hücre bölünmesi ile özellikler yeni hücrelere geçer. Bir türün bütün bireylerindeki hücreler aynı tip ve sayıda kromozoma sahip olur.
32. Virüsler, canlılara has özelliklerden hangilerine sahiptirler?
DNA veya RNA içermeleri
Konak hücre içinde üremeleri
Mutasyona uğramaları
Üremeleri sırasında yeni gen kombinezonları oluşturmaları

33. Virüslerin çoğalmasını hangi faktörler sınırlamaktadır?
Virüslerin üremeleri konak hücrelere yayılma ve orada çoğalma yetenekleri ile sınırlıdır.
34. DNA içeren virüslere örnek veriniz?
Bakteriyofaj, çiçek hastalığı, suçiçeği ve uçuk (herpes) virüsü.
35. RNA içeren virüslere örnek veriniz?
Tütün mozaik virüsü, çocuk felci, grip, AİDS, kızamık, kabakulak ve patates, salatalık, marul bitkilerinde hastalık yapan virüsler.
36. Virüslerle mücadele etmek neden zordur?
Çeşitleri fazladır,
Çok küçüktürler
Antibiyotikten etkilenmezler.
Çabuk ürerler ve konakçı canlıyı kullanırlar.
37. Işık enerjisi kullanarak besin sentezleyen bakteriler nasıl adlandırılır?
Fotoototrof bakteriler
38. Şekillerine göre bakterilerin isimlerini yazın.
Yuvarlak (Coccus), çubuk (bacillus), spiral (spirillum), virgül (vibriyon)
39. Bakteriler oksijen ihtiyaçlarına göre nasıl adlandırılırlar?
Oksijen varlığında yaşayanlar (aerob bakteri), oksijensiz ortamda yaşayanlar (anaerob bakteri), her iki ortamda da yaşayanlar (geçici aerob ve geçici anaerob bakteriler)
40. Bakterilerde solunum enzimleri nerelerde bulunur?
Sitoplazmada veya hücre zarında bulunur.
41. Bakteri populasyonunda geometrik dizi şeklinde çoğalma neden sürekli olmaz?
Bakteriler çoğalmaları için ortamdaki su ve besin maddelerini bitirirler. Bu sırada ortamda alkol ve asitli bileşiklerle beraber zehirli atıklar da meydana gelir. Bu durum bakterilerin sayıca artışını engeller.
42. Bakterilerde endospor nedir ve hangi şartlarda meydana gelir?
Endospor bakteri sitoplazmasının su kaybederek büzülmesi ve etrafının dayanıklı bir zarla çevrilmesiyle bakterinin içinde oluşur. Bu olay üreme değildir. Bakterinin elverişsiz ortamlarda uzun zaman canlı kalabilmesini sağlar. Endospor yüksek sıcaklıkta ve kurak ortamlarda oluşur.
43. Ototrof ve saprofit bakterilerin parazit bakterilere üstün olmasını sağlayan özellik hangisidir?
Gelişmiş enzim sistemine sahip olmaları.
44. Prokaryot bir hücredeki protein sentezinin ökaryot hücreye göre daha hızlı olmasının nedeni nedir?
Çekirdek zarının bulunmaması.
45. Tatlı sularda yaşayan bazı bir hücrelilerdeki Kontraktil kofulların temel görevi nedir?
Fazla suyu aktif taşıma yaparak difüzyonun tersi yönde boşaltmak.
46. Çok hücreli organizmalarda doku, organ ve organ sistemlerine niçin ihtiyaç duyulur?
Organizmanın bütünlüğünün devamı için
Enerjinin korunumu için.
47. Hücrelerin özelleşmesi bir canlıya nasıl üstünlük sağlar.
Enerjinin daha verimli kullanılmasına yol açar.
İri parçalar halinde besinlerden yararlanma imkanı doğar
48. Çok hücreli organizmaların gelişimine bağlı olarak, bir hücreli organizmalarda bulunmayan ne gibi bir özel problem vardır?
İç çevreden atıkların uzaklaştırılması
Besin maddelerinin bütün hücrelere dağıtılması
Organizmanın kendini eşleme olayı
Hücre içi ve hücreler arası kontrol ve koordinasyon.
49. Özelleşmiş hücre nedir?
Belirli görevleri yapmak üzere farklılaşmış, şekil ve yapı bakımından benzer hücrelerdir. Kas ve sinir hücreleri özelleşmiş hücrelerdir.Özelleşmiş hücreler dokuları, organları ve sistemleri meydana getirir.
50. Aktif taşımanın özellikleri nelerdir?
Enerji harcanır
Taşıma az yoğun ortamdan çok yoğun ortama doğrudur
Canlı hücrelerde görülür.
Enzimler kullanılır.


51. Pasif taşımanın özellikleri nelerdir?
Enerji harcanmaz
Taşıma çok yoğun ortamdan az yoğun ortama doğrudur.
Canlı ve cansız hücrelerde görülür.
Sıcaklık ve hareket difüzyonu artırır.
52. Hücrenin çok yoğun ortama konması halinde su kaybetmesi olayına ne ad verilir?
Plazmoliz.
53. Hücrenin az yoğun ortama konması halinde su alarak şişmesi olayına ne ad verilir?
Deplazmoliz
54. Büyük moleküllü katı maddelerin hücre içine aktif taşıma ile alınmasına ne denir?
Fagositoz
55. Büyük moleküllü sıvı maddelerin hücre içine aktif taşıma ile alınmasına ne denir?
Pinositoz
56. Deplazmoliz halindeki bir bitki hücresini saf suda bekletmeye devam edildiğinde koful sürekli su alarak büyür ve sitoplazmayı hücre çeperine doğru iter bu olaya ne denir?
Turgor
57. Bitki hücrelerine giren suyun hücrenin içinden dışına doğru yaptığı etkiye ne denir?
Turgor basıncı
58. Doğadaki canlıların özelliklerine, yaşayışlarına ve akrabalık derecelerine göre gruplandırılmasına ne denir?
Sınıflandırma (Taksonomi),
59. Ortak bir atadan gelen, yapı ve görev bakımından benzer özelliklere sahip, yalnızca kendi aralarında serbestçe üreyebilen ve verimli (kısır olmayan) yavrular oluşturan bireyler topluluğuna ne denir?
Tür
60. Sınıflandırmada kullanılan basamaklar (sınıflandırma) en küçük topluluktan en büyüğüne doğru nasıl sıralanır?
Tür, cins, familya, takım, sınıf, şube, alem olarak sıralanır.
61. Sınıflandırmada alemden türe doğru inildikçe birey sayısı ve ortak özellikler nasıl değişir?
Birey sayısı azalır, ortak özellikler artar.
62. Sınıflandırmada türden aleme doğru çıkıldıkça birey sayısı ve ortak özellikler nasıl değişir?
Birey sayısı artar, ortak özellikler azalır.

63. Havanın serbest azotunu yakalayarak toprakta azotlu bileşikleri oluşturan ve toprağın verimini artıran canlı grubu hangisidir?
Mavi-yeşil algler.
64. Basit bölünme ile çoğalan ve basit beslenme ihtiyaçları olan öncü organizma hangisidir?
Mavi-yeşil algler.
65. Bakterilerin antibiyotiğe ve kimyasal maddelere karşı kazandığı direnci nesiller boyu aktaran DNA kısmına ne denir?
Plazmid
66. Heterotrof bakteri çeşitlerinin isimleri nedir?
Parazit bakteriler
Saprofit (Çürükçül) bakteriler.
67. Güneş enerjisini kullanmadan inorganik maddeleri oksidasyonla elde ettikleri enerji ile su ve karbondioksitten besin üreten bakterilere ne denir?
68. Protozoaların çeşitleri nelerdir?
Kamçılılar (flagellata), Kökayaklılar (Rhizopoda), Sporlular (sporozoa), Sililer (cilliata)
69. Protistlerden olan öglenanın özelliği nasıldır?
Kamçılı olduklarından hareketlidirler bu nedenle hayvan olarak değerlendirilirken, klorofil taşıdıklarından dolayı da bitki olarak değerlendirilirler.
70. İnsanlarda uyku hastalığına sebep olan ve Çeçe sineği tarafından taşınan sporlu canlının adı nedir?
Trypanosoma gambiense

Çalışma soruları
A-KARBONHİDRATLAR
1-*Organik bileşikler yapı maddesi olarak kullanılırsa birinci sırada hangi organik bileşik yer alır? (Protein)
2-*En fazla eneri içeren organik bileşik hangisidir? ( Yağlar)
3-*Karbonhidratlar hangi canlılar tarafından nasıl oluşturulurlar? (Yeşil bitkiler tarafından, fotosentezle)
4-*Karbonhidratların en küçük birimlerine ne denir? (Monosakkarit)
5-*İnsan kanında belli bir seviyede bulunan kan şekeri de denilen monosakkarit hangisidir? ( Glikoz)
6-* Meyve şekeri olarakta bilinen monosakkarit hangisidir? ( Fruktoz)
7-*Monosakkaritler genel formülü ile nasıl gösterilir, ( CH2O)n
8-*Küçük molekülü organik bileşikler birleşirken su açığa çıkmaktadır. Bu olaya ne denir? (Dehidrasyon sentezi)
9-*Büyük moleküllü organik bileşiklere su katılarak yapı birimlerine ayrılmasın ne denir? (Hidroliz)
10-*n sayıda monosakkarit birleşirse kaç mol su açığa çıkar? (n-1 mol su)
11-* Karbonhidratları oluşturan moleküller arasında hangi bağ oluşur? Bu olaya ne denir? ( Glikozit bağı oluşur- Glikozitleşme denir)
12-* İki glikozun birleşmesiyle oluşan disakkarite ne denir? (Maltoz)
13-*Glikozla fruktozun birleşmesiyle oluşan disakkarit hangisidir? ( Sakaroz)
14-*Glikozla Galaktozun birleşmesiyle oluşan disakkarit hangisidir? ( Laktoz)
15-*Hayvan nişastası olarakta bilinen karbonhidrat hangisidir? ( Glikojen)
16-*Kandaki Glikozun yakılarak enerjiye dönüşmesini, fazlasının ise yağa çevrilerek depolanmasını sağlayan, pankreasın salgıladığı hormon hangisidir? ( İnsülin hormonu)
17-*Kandaki şeker azaldığında, karaciğerdeki glikojeni glikoza çevirerek kana karışmasını sağlayan, pankreasın salgıladığı hormon hangisidir? ( Glukagon)
18-*Kandaki şeker miktarını ayarlayan İnsülin ve Glukagon hormonları, vücudumuzdaki hangi organ tarafından salgılanır? (Pankreas)
19-*Karbonhidratların, yağlara göre, yakıldıklarında daha az enerji vermelerine rağmen birinci derece enerji kaynağı olarak kullanılmalarının nedeni nedir? (Kolay yıkıma uğramalarından dolayı)
B- YAĞLAR
1-*Yağlar (lipitler) karbonhidratlarla birleşerek hangi yapıları oluştururlar? (Glikolipitleri)
2-* Yağlar (lipitler) proteinlerle birleşerek hangi yapıları oluştururlar? ( Glikoproteinleri)
3-*Üç mol yağ asidi bir mol gliserinle birleşirse kaç mol su açığa çıkar? ( 3 mol su)
4-*Üç mol yağ asidi bir mol gliserinle birleştiğinde oluşan yağa ne denir? (Trigliserit)
5-* Üç mol yağ asidi bir mol gliserinle birleşirken aralarında oluşan bağa ne denir? ( Ester bağı)
6-* Kış uykusuna yatan hayvanlar ve göçmen kuşlar gerekli enerjiyi ve suyu nereden sağlarlar? ( Vücutlarında depo ettikleri yağları yakarak)
7-*Yağlar daha fazla enerji verdikleri halde ikinci derece enerji verici organik bileşik olmasının nedeni nedir? (Yağların yıkımının zor olmasından dolayı)
8-*Yakıldığında fazla enerji vermeleri, vücut ısısını korumaları, depo edilebilmeleri gibi özellikler hangi organik bileşiğe has bir özelliktir? ( Yağlara)
9-*Karbon atomları arasında çift bağ olan yağlara nedenir? ( Doymuş yağ )
10-* Karbon atomları arasında tek bağ olan yağlara nedenir? ( Doymamış yağ)

C- PROTEİNLER
1-*Proteinlerin hücredeki görevleri nelerdir?( Hücrede yapım, onarım ve düzenleyici görev yaparlar)
2-* Proteinlerin en küçük birimleri nelerdir? ( Amino asitlerdir)
3-*Bir amino asidin yapısında hangi guruplar vardır? ( Amino grubu, Karboksil grubu,Radikal grup)
4-*İnsan vücudu kaç tane amino asidi sentezleyebilir? ( 12 amino asidi)
5-* Bitkiler kaç tane amino asit sentezleyebilir? ( 20 amino asidide sentezlerler)
6-* Amino asitleri birbirine bağlayan bağlara ne denir? (Peptit bağı)
7-*n sayıda amino asit birbirine bağlanmış ise kaç mol su açığa çıkar? ( n-1 mol su çıkar)
8-* İnsan vücudunun sentezleyemediği amino asit kaç tanedir? Bunlara ne denir? (8 tane- Esansiyel amino asit)
9-*Her canlıda ki proteinlerin farklı olmasının nedeni nedir? ( Amino asitlerin çeşidi, dizilişi ve sayısının farklı oluşundandır?
10-*Proteinlerin sentezi nerelerde yapılmaktadır? ( RNA ların aracılığı ile ribozomlarda sentezlenir)
11-*Protein yetersizliğinde hangi durumlar ortaya çıkar? Büyüme yavaşlar, direnç azalır. Zihinsel gerileme görülür, yaralar geç iyileşir.
12-*Vücutta protein eksikliliğinin görülmesinin nedeni nedir? (Depo edilemediklerinden dolayı)


D- ENZİMLER
1-*Canlı hücrelerde gerçekleşen yapım ve yıkım olaylarının tümüne ne denir? (Metabolizma)
2-*Bir kimyasal tepkimenin başlayabilmesi için gerekli olan en düşük enerji miktarına ne denir? ( Aktivasyon enerjisi)
3-*Bir aktif enzim hangi birimlerden oluşmuştur? ( Protein, vitamin veya mineralden)
4-*Enzimlerin aktifleştirici kısmı mineralden oluşmuşsa bu enzime ne denir? (Kofaktör)
5-* Enzimlerin aktifleştirici kısmı vitaminden oluşmuşsa bu enzime ne denir? ( Koenzim)
6-*Enzimlerin proteinlerden oluşmuş bölümüne ne denir? (Apo enzim
7-* Enzimlerin etki ettiği maddelere ne denir? ( substrat)
8-* Enzimlerin hangi maddeye etki edeceği hangi kısmı ile belirlenir? ( Protein)
9-* Canlılarda reaksiyonların hızlı gerçekleşmesini sağlamak için hangi organik bileşik kullanılır? ( Enzimler)
10-* Enzimler reaksiyonlara hangi yönde etki ederler? ( Çift Yönde)
11-* Enzimler aktif durumda olduklarında substratın sonuna az eki alırlar. Buna bir örnek veriniz. (Oksidaz)
12-* Enzimler inaktif durumda olduklarında substratın sonuna jen eki alırlar. Buna bir örnek veriniz.( pepsinojen)
13-*Enzimlerin etkinliğini durduran maddelere ne denir? (İnhibitör madde)
14- Enzimlerin etkinliğini artıran maddelere ne denir? ( Aktivatör madde)
15- Enzimlerin etkinliğini artıran maddelere bir örnek verin. ( pepsinojen + HCl ------ Pepsin)
16- Enzimlerin etkinliğini durduran maddelere bir örnek veriniz. ( siyanür)
17- Bazı besin maddelerini kurutarak bozulmadan uzun süre saklamamızın nedeni nedir? Çünkü su yoğunluğunun düşük olduğu ortamda enzimlerin çalışması duracağından bozulma olmaz)
18- Bazı besin maddelerini buzdolabında uzun süre bozulmadan saklamamızın nedeni nedir? Çünkü sıcaklığın düşük olduğu ortamda enzimlerin çalışması duracağından bozulmaz)
19-Ağza alınan besinlerin iyice çiğnedikten sonra yutma amacının enzimle ilişkisini açıklayınız. (Etkinen madde yüzeyi arttıkça enzimlerin etkisi de artmaktadır.)
20- pH derecesinin enzimle ilişkisini açıklayınız. ( Her enzimin çalışabileceği uygun pH dereceleri vardır)
E- VİTAMİNLER
1- Vitaminlerin metabolizmadaki görevleri nelerdir? ( Düzenleyici ve direnç artırıcı olarak görev yaparlar)
2- Vitaminlerin sindirimi nasıl yapılmaktadır? ( Sindirime uğramazlar. Yağda yada suda çözülürler)
3- Hangi vitaminler yağda çözünürler? (A,D,E,Kvitaminleri)
4- Hangi vitaminler suda çözünürler? (B ve C vitaminleri)
5- Hangi vitaminler ihtiyaç kadarıyla günlük olarak vücuda alınmalıdır? (B ve C vitaminleri)
6- Hangi vitaminler depo edilebildiği için eksikliği fazla görülmez? ( A,D,E,K vitaminleri)
7- Eksikliğinde gece körlüğü, halsizlik, deride kuruma görülen vitamin hangisidir? ( A vitamini)
8- Kalsiyum ve fosforun emilmesini sağlayan, çocuklarda raşitizm hastalığına yol açan vitamin hangisidir?(D)
9- Eksikliğinde kalp damar hastalıklarına ve kısırlığa yol açan vitamin hangisidir? ( E)
10- Eksikliğinde kan pıhtılaşması olmayan, kalın bağırsakta bakteriler tarafından da sentezlenen vitamin hangisidir? ( K)
11- B1 vitamini eksikliğinde hangi hastalık ortaya çıkar? ( Beriberi hastalığı)
12- B3 vitamini eksikliğinde hangi hastalık görülür? ( Pellegra)
13- Eksikliğinde deride yaralar,saç dökülmesi,sinir sistemi bozuklukları görülen vitamin hangisidir?(B5)
14- Eksikliğinde anemi hastalığına ve deride yaraların oluşmasına neden olan vitamin hangisidir? ( B9)
15- C vitamini eksikliğinde hangi hastalık oluşur? ( skorbüt)

BURSA CUMHURİYET LİSESİ
Lise-1 BİYOLOJİ ve LİSE-4 SEÇMELİ BİYOLOJİ DERSİ İŞLENEN KONU ÖZETLERİ

CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ
1.İNORGANİK BİLEŞİKLER 2.ORGANİK BİLEŞİKLER
*Su-----------------------*Karbonhidratlar---*Nükleik asitler
*Asit----------------------*Yağlar
*Baz----------------------*Proteinler
*Tuz----------------------* Enzimler
*Mineraller----------------*Vitaminler
1.İNORGANİK BİLEŞİKLER:Canlıların kendi vücudunda üretemeyip dışardan hazır olarak aldıkları bileşiklere denir
*Su: Ortalama bir insan vücudunda %65-70 oranında su bulunmaktadır. Su bitkilerin de bu % 95’e kadar çıkmaktadır
Özellikleri
1.Sindirime yardımcı olur
2.Vücut ısısının dengede tutulmasını sağlar
3.Vücuttaki Zaralı maddelerin dışarıya atılmasının sağlar
4.Suyun akışkan özelliğinden dolayı moleküllerin bir yerden başka bir yere taşınmasını sağlar.
* Mineraller:Hücreleri karbonhidrat, yağ ve protein gibi organik bileşikler ile vücuda alınan inorganik tuzlardır.
Özellikleri:
1.Mineraller enzimlerin yapısına katılarak katalizör görevi yapar.
Katalizör:Kimyasal tepkimelere girerek tepkimenin daha kısa sürede ve daha az kullanılmasını sağlayan proteinden oluşmuş kısımdır.
2.Eksikliklerinde bir takım rahatsızlıklar ortaya çıkar.
Ca eksikliğinde Çocuklarda kemik erimesi yaşlılarda raşitizm.
P eksikliğinde kemiklerde ve dişlerde yumuşama.
Fe eksikliğinde anemi iyot eksikliğinde guatr.
3.Mineraller kanın ozmotik basıncının dengede tutulmasını sağlar.
4.Kas kasılmasında sinirsel uyartıların iletilmesinde görev alır.
5.İyon konsantrasyonunu sağlar.


2.ORGANİK BİLEŞİKLER: Canlıların kendi vücutlarında sentezledikleri bileşiklere denir.
ENERJİ VERİM SIRASI VÜCUTTA KULLANIM SIRASI
1.Yağ 1.Karbonhidrat
2.Protein 2.Yağ
3.Karbonhidrat 3.Protein
YAPIYA KATILIM SIRASI DÜZENLEYİCİ OLARAK GÖREV YAPAN
1.Proteinler 1.Su
2.Yağlar 2.Mineraller
3.Karbonhidratlar 3.Vitaminler
4.Vitamin 4.Proteinler
5.Nükleik asitler
*Karbonhidratlar:Organik bileşikler içerisin de enerji verici ve yapıya katılıcı olarak görev yaparlar doğada büyük moleküller halinde bulunur.Yapı taşları glikozdur.
YAPI VE GÖREVLERİ
1.C,H,O, moleküllerinden oluşmuştur.
2. Karbonhidratlar yeşil bitkilerin yaptıkları fotosentez sonucunda meydana gelir
3.DNA,RNA,ATPnin yapısına katılır
4.Polisakkaritlerin bir kısmı hücre zarını yapısına katılır
5.Karbonhitratlar enerji veren organik bileşik olarak kullanılır.
Karbonhidratların çeşitleri
1.Monosakkaritler*
5C lu *deaksiriboz ,riboz

* 6C lu *glikoz(kan şekeri)
*fruktoz(meyve şekeri)
*galaktoz(süt şekeri)
2.Disakkaritler:İki tane monossakaritin birleşmesiyle meydana gelir.
Glikoz + Glikoz---- Maltoz + H2 O (arpa şekeri)
Glikoz + Furuktoz --- Sakkaroz + H2 O (çay şekeri)
Glikoz + Galaktoz----Laktoz + H2O (süt şekeri)
3.Polisakkaritler:Çok sayıda monasakkaritin birleşmesiyle meydana gelir

a.Nişasta:Bitkinin depo maddesidir suda az çözünür
b.Glikojen:Hayvanların depo maddesidir karaciğer ve kasalarda depo edilir
c.Selüloz:Bitki hücrelerinde hücre çeperini oluşturur
d.Kitin:Omurgasız hayvanlarda dış iskeleti oluşturur
DEHİDRASYON SENTEZİ:Küçük moleküllerin birleşerek büyük molekül oluşturması bu esnada tepkimeye giren küçük molekül sayısından bir eksik sayıda su açığa çıkması olayına denir.
ÖRN:n GlikozNişasta +(n-1) H2O
HİDROLİZ:Büyük moleküllere su katılarak yapı birimlerine ayrılmasına denir.
ÖRN:Nişasta +H2O nGlikoz
*YAĞLAR:Canlılardaki temel organik bileşiklerden biridir.Yapı taşları 3 molekül yağ asidi ile bir molekül gliseroldür.
YAĞLARIN ÇEŞİTLERİ
1.Doymuş Yağlar:Bir yağ asidinin C zincirinde C atomları arasında çift bağ yoksa buna doymuş yağ asidi denir.Doymuş yağ asidi içeren yağlara da doymuş yağlar denir.
2.Doymamış Yağlar:Yağ asidinin C zincirinde bir yada daha fazla çift bağ varsa buna doymamış yağ asidi denir:Doymamış yağ asidi içeren yağlara da doymamış yağlar denir.
YAĞLARIN ÖZELLİKLERİ
1.Büyüme ve onarıma yardımcı olur.
2.Besin olarak kullanılır.
3.Enerji verici olarak kullanılır.
4.Vücut ısısını ayarlar.
5.Organlara destek olup darbelere karşı korur.
NOT:Yağların daha fazla enerji vermesinin sebebi;yapılarında daha fazla hidrojen bağı bulunmasıdır.
Yağların vücuda 2. sırada kullanılmasının sebebi
*Yakılmaları için daha fazla oksijene ihtiyaç duyarlar
*Vücudda depo maddesi olarak kullanılır
*Yıkımlarının daha uzun sürmesinden dolayı
*PROTEİNLER:Organik bileşiklerin büyük bir grubu protein molekülleridir.Bir kısmı hücrenin yapısına katılır diğerleri hücrede düzenleyici olarak görev yapar.Yapı taşları aminoasitlerdir.Doğada 20 çeşit aminoasit vardır. Yapılarında C,H,O ve yanında N,S,P vardır
*Bütün canlıların protein yapıları birbirinden farklıdır.Buna sebep olan canlıların DNA yapılarının birbirinden farklı olmasıdır.Çünkü;proteinler DNA’daki bilgiye göre RNA’sayesinde Ribozomda sentezlenir.Protein çeşitliliği;aminoasit sayısına, aminoasit sırasına aminoasit çeşidine bağlıdır.
*Proteinler oksijenli solunum ile parçalanması sonucu amonyak denilen çok zehirli bie ürün oluşur.Amonyak karaciğerde üreye çevrilerek dışarı atılır.Azot proteinlerin yapısında bulunduğu için canlı vücudunda azotlu artığa rastlanılması o canlının protein tükettiğini gösterir.

*ENZİMLER:Canlı hücrelerde üretilen özel proteinlerdir.DNA’daki kalıtsal bilgiye göre sentezlenir.Enzimlerin proteinden oluşmuş kısmına apoenzim denir.Buna ise basit enzim denir.Enzimlerin vitaminden oluşmuş kısmına koenzim denir.Mineralden oluşmuş kısmına kofaktör denir.Apoenzim ile koenzimin birlikte oluşturduğu gruba tam enzim anlamına gelen holo enzim denir.Enzimlerin etki ettiği maddeye sustrat denir.
AKTİVASYON ENERJİSİ:Bir kimyasal tepkimenin başlaya bilmesi için gerekli olan en düşük enerji miktarıdır.
ENZİMLERİN ÖZELLİKLERİ
1.Enzimler genellikle çift yönlü çalışır.
2.Her hücrede tepkime çeşidi kadar enzim çeşidi vardır.
3.Bir apoenzim çeşidi belli bir kofaktör ve koenzimle çalışırken bir koenzim yada kofaktör birden fazla apoenzim ile çalışır.
4.Enzimler çok hızlı çalışır.
5.Kimyasal tepkimelerden değişmeden çıkar tekrar tekrar kullanılabilir.
6.Takım halinde çalışırlar bir enzimin etki ettiği tepkimenin ürünü kendinden sonra gelecek enzimin substratı olabilir.
7.Enzim aktif durumdaysa az eki getirilir.İnaktif durumdaysa jen eki getirilir.
ENZİMLERİN ÇALIŞMASINA ETKİ EDEN ETMENLER
1.Sıcakılık(enzimlerin en iyi çalıştığı sıcaklık 36,5dir)
2.Ph 5.Substrat yüzeyi
3.Enzim yoğunluğu 6.Su ve diğer kimyasal maddeler
4.Substrat yoğunluğu
İNHİBİTÖR MADDE:Enzimlerin çalışmasını engelleyen maddeye denir.

*VİTAMİNLER: Düzenleyici ve direnç arttırıcı olarak görev yaparlar.Sindirime uğramazlar ve kesinlikle enerji vermezler.
Çeşitleri
1.Yağda Eriyenler:Fazlası karaciğerde depo edilir.Bunlar;A,D,E,K dır
2.Suda Eriyenler:Fazlası idrarla dışarı atılır.Bunlar;B,C dir Eksikliği fazla
A vitamini eksikliğinde gece körlüğü
B vitamini eksikliğinde beriberi, pellegra
C vitamini eksikliğinde skorbüt
D vitamini eksikliğinde raşitizm,osteomolozi
E vitamini eksikliğinde kısırlık
K vitamini eksikliğinde kanın pıhtılaşma gecikliliği
*NÜKLEİK ASİTLER
DNA VE RNA ARASINDAKİ FARKLILIKLAR
DNA RNA
1.Bazları A,T,C,G, 1.Bazları A,U,G,C,
2.Şekeri deaksiribozdur 2.Şekeri ribozdur
3.İki zincirden oluşur 3.Tek zincirinden oluşur
4.Genetik bilgiyi taşır 4.Protein sentezi yapar.
5.DNA polimerazla sentezlenir 5.RNA polimerazla sentezlenir
6.A=T,G=C eşitliği vardır 6.Böyle bir eşitlik yoktur
7.Kendini eşler 7.Kendini eşleyemez
8.Tek çeşittir 8.3 çeşittir
9.Çekirdekte,Mitekondride ,Kloroplasta 9.Çekirdekte,Sitoplazmada bulunur
bulunur
DNA VE RNA ORTAK ÖZELLİKLERİ
*A,G,C bazları *Fosfat grubu
RNA nın özel bazı;urasildir
DNA nın özel bazı;timindir
RNA NIN ÇEŞİTLERİ
rnRNA: DNA daki kalıtsal bilgiyi ribozomlara taşır.
rRNA:Proteinlerle birlikte ribozomların yapısını oluşturur.
tRNA:Hücre içinde aminoasitleri tanır ve bunları ribozoma taşır.
ATP NİN YAPISI
Bütün canlıların en önemli enerji kaynağı ATP nin yapısında Adenin denilen organik bir baz ,beş karbonlu riboz şekeri ve üç tane fosforik asit bulunur.Bu fosfat gruplarından son ikisi yüksek enerjili fosfat bağlarıyla bağlıdır.ATP den bir fosfat koparıldığında ADP oluşur ve bu sırada bir miktar enerji açığa çıkar .Bu enerji yeni moleküllerin sentezinde , hücre solunumunda, aktif taşımada, hücre bölünmesinde, fotosentezde,sinirsel iletimde başta olmak üzere bir çok reaksiyonda harcanır.

Adenin ile ribozun birleşmesiyle oluşan yapıya nükleozit (Adenozin) denir.
Adenozine bir fosfat grubu bağlanırsa, Adenozin monofosfat (AMP),
Adenozine iki fosfat grubu bağlanırsa, Adenozin difosfat (ADP),
Adenozine üç fosfat grubu bağlanırsa, Adenozin trifosfat (ATP) oluşur.
ATP den bir fosfat koparıldığı zaman ADP oluşur ve bu sırada bir miktar enerji açığa çıkar.
ATP -> ADP + P + 7300 kalori (enerji)
ATP nin asıl kaynağı güneştir. Güneş enerjisi fotosentezle organik moleküllerin bağlarındaki enerjiye çevrilir. Çeşitli reaksiyonlar sırasında ADP ye bir tane enerjili fosfat bağlanarak ATP sentezlenmiş olur.
ADP + H3PO4 + enerji -------> ATP + H2O



HÜCRE
Canlının en küçük yapı taşlarına hücre denir.3 kısımdan meydana gelir.(zar,sitoplazma ve çekirdek)
Hücre Zarı: Hücreyi dış ortamdan ayıran madde giriş çıkışını düzenleyen,seçici-geçirgen özelliğe sahip canlı yapıdır.(Protein,yağ ve karbonhidratlardan oluşur.)Büyük bir kısmı yağlardan oluşur.Hücrenin özgüllüğü zarda ki glikoprotein,glikolipitlerin,miktarına ve dağılımına bağlıdır.

Hücre zarından geçen maddeler:
1.Küçük moleküller,büyük moleküllere göre,
2.Nötr maddeler iyonlara göre,
3.Yağda çözünen maddeler suda çözünen maddelere göre
4.(-) iyonlar (+) iyonlara göre daha kolay geçer.
Sitoplazma ve Organeller
Sitoplazma:Hücre zarı ile çekirdek arasını dolduran yumurta akı kıvamında ki canlı ortamda %70-90
Oranında su bulunur.Su bitkilerin de bu oran %98 e kadar yükselir.Spor,tohum ve bakterilerde % 15 ten % 5 e kadar düşer.
Organeller:
Lizozom: Sindirm ve savunma ocağı lizozom da enzimler bulunur . Alyuvarlar da bulunmaz.Akyuvarlarda bol miktar da bulunur.
Endoplazmik retikulum: Ribozom da sentezlenen proteinleri hücrenin gerekli yerlerine taşır.
Golgi Aygıtı: Salgı ocağıdır. Bitki hücrelerinde seliloz çeperin üretilmesini sağlar.
Ribozom: Zarsızdı, cansızdır. Rrna ve protenden oluşur. Virüsler hariç bütün canlı hücrelerinde bulunur , proteinin sentez yeridir.
Mitokondri:Hücrenin enerji ihtaiyacını karşılar. Kendine özgü DNA sı vardır.Böylece kendini sentezleyebilir.(Kas ve karaciğer hücrelerinde bol sayıdsa bulunur)
Sentrozom:Hayvan hücrelerin de ve ilkel yapılı bitki hücrelerin de bulunur.Hücre bölünmeye hazırladığı dönemde interfaz her bir kutba gider ve iğ ipliklerini oluşturur.Siniz hücrelerin de yoktur.
Plastitler:Sadece bitki bulunurlar.Renklerine ve görevlerine göre 3 grupta incelenirler.Birbirlerine dönüşebilirler.
1.Kloroplastlar:Bitkiye yeşil rengi verirler.Fotosentezle ışık enerjisinin kimyasal enerjiye dönüştürüldüğü ve serbest oksijenin üretildiği organeldir.KLOROPLASTLAR FOTOSENTEZLE YERYÜZÜNDE YAŞAMIN DEVAMINI SAĞLAYAN ORGANELDİR.
2.Kromoplastlar:Bitkiye sarı, turuncu ve kırmızı rengi verir.Yapraklarda, meyvelerde ve bazı yüksek yapılı bitkilerin köklerinde bulunur.
3.Lökoplastlar:Renksizdirler.Bitkinin kök, toprak altı gövdesinde ve tohum gibi depo organlarında bulunur.Nişasta, yağ ve protein depo eder.
Koful:Hücrenin madde alış verişinde, beslenmesinde, sindiriminde, boşaltımında görevlidir.Bitkilerde bol ve büyük,hayvanlarda ise küçük ve az miktarda bulunur.
*Kontraktil Koful:Tatlı suda yaşayan bir hücreli canlılardaki boşaltım kofuludur.Yoğunluk farkından dolayı vücut içerisine giren fazla suyu dışarı atar.
Zarı olmayan organeller: Ribozom DNA sı olan organeller:Mitokondri
Sentrozom kloroplast

ÇEKİRDEK
Hücrenin canlılığını sürdürebilmesi için mutlaka gereklidir.Hücrenin bütün yaşamsal olaylarını yönetir ve kontrol eder.Çekirdek zarı, çekirdek stoplazması, çekirdekcik ve kromozom-kromtinlerden oluşmuştur.
HÜCRE BÖLÜNMELERİ
Mitoz Bölünme:Tek hücrelilerde üremeyi çok hücrelilerde büyüme ve gelişmeyi sağlar.Evreleri:
*İnterfaz: Kromozom kendini eşler DNA miktarı iki katına çıkar.Sentriyoller kendini eşler.Hücrede ATP sentezi, protein sentezi metobolik faaliyetler hızlanır.
*Profaz:Çekirdek zarı ve çekirdekçik kaybolmaya başlar.
*Metafaz:Kromozomlar ekvator düzlemine dizilir.
*Anafaz:Kromotitler sentromerleri ile iğ ipliklerine tutunurlar ve zıt kutuplara çekilirler.
*Telofaz:Kutplara toplanmış kromozomlar interfaz evresinde olduğu gibi çekirdek zarı ve çekirdekçiğin tekrar meydana geldiği görülür iğ iplikleri kaybolur.Hücre sitoplazma bölünmesi meydana gelir.Bitki hücrelerinde ara lamel şeklinde olur.Hayvan hücresinde stoplazma boğumlanması şeklinde olur.
Mayoz Bölünme:Kromozom sayılarının nesiller boyu sabit tutulmasını sağlar.Amaç kromozom sayısının yarıya inmesini sağlamak.Evreleri:
*İnterfaz:Bu evrede hücrede büyüme, solunum, protein sentezi gibi metabolik olayların hızı çok yüksektir.DNA nın kendini eşlediği görülmektedir.
*Mayoz Profaz :Mayoz bölünmenin en uzun safhasıdır.Kromozom çifti yan yana gelirler tetratları oluşturular oluşumunda kalıtsal madde alışverişi olur.Kromozom çiftleri yan yana gelerek birbirleriyle sarmal yaparlar bu olaya sinapsis denir.Sinapsis sırasında kromozomların kardeş olmayan kromotitlerin birbirine dokunan parçacıkları arasında gen alış verişi olur buna krossing-over denir.
*Metafaz
*Anafaz ünde de mitoz bölünmede ki olaylar görülür.
*Telofaz
*Mayoa :Mayoz sonunda meydana gelen haploit hücreler mayoz2 de tekrar bölünür ve haploit kromozomlu 4 hücre meydana gelir.Mayoz-2 ana hatlarıyla mitoz bölünmeye benzer.Bu safhada sadece kromotitler birbirinden ayrılır.Kromozom sayısında değişiklik olmaz.
*Profaz-2:Telofaz den sonra görülken çok kısa süren bir safhadır.Çekirdek zarı oluşmuşsa parçalanmaya başlar
*Metafaz-2:Kromotitler hücrenin ekvator düzlemine yerleşir.
*Anafaz-2:Ekvator düzlemine dizilmiş kromotitler birbirinden ayrılır ve kutuplara doğru hareket eder.
Telofaz-2:Çekirdek zarı oluşmaya başlar.sitoplazma boğumlanmaya başalar.
MİTOZ VE MAYOZ ARASINDAKİ FARKLILIKLAR
MİTOZ MAYOZ
1.Çok hücreli canlıların vücut hücre- 1.Çok hücreli canlıların üreme
lerinde görülür hücresinde görülür.
2.Vücudun bütün doku ve organların- 2.Üreme organlarında görülür.
da görülür. 3.Oluşan hücreler üremeyi sağlar.
3.Oluşan hücreler canlının gelişmesini sağlar. 4.Kromozom sayısı yarıya iner.
4.Kromozom sayısı sabit kalır. 5.Bölünme sonucunda 4 hücre oluşur.
5.Oluşan hücreler kalıtsal olarak birbirinin 6.Oluşan hücreler kalıtsal tıpatıp olarak
aynısıdır atasına benzer
6.Bölünme sonucu 2 tane hücre oluşur 7.Çekirdek ve stoplazma bölünmesi 2 kez olur
7.Çekirdek ve stoplazma bölünmesi bir kez olur.8.Tetrat ve krossing-over olayları görülür.
8.Tetrat ve krossing-over olayları görülmez. 9.Ergenlik döneminde başlar üreme dönemi
9.Zigotun oluşumundan ölümüne kadar sürer. boyunca devam eder.

PROKARYOT VE ÖKARYOT HÜCRELER
Prokaryot Hücre:Belirginbir zarla çevrili çekirdeği olmayan ve ribozom dışında organelleri bulunmayan hücrelere denir.Prokaryot hücrelerin en dışında hücre çeperi, hücre çeperinin içinde ise hücre zarı bulunur.Prokaryot canlılar bakteriler, mavi-yeşil alglerdir.Bunlar monera aleminde sınıflandırılır.
Ökaryot Hücre:Zarla çevrili belirli bir çekirdeği ve organelleri olan hücrelere denir.Hücreler zar,stoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir.Protistler,gerçek mantarlar, bitkiler ve hayvanlar ökaryot canlılardır.
BİTKİ VE HAYVAN HÜCRELERİN KARŞILAŞTIRILMASI
Bitki Hücresi Hayvan Hücresi
1.Hücre çeperi bulunur. 1.Hücre çeperi bulunmaz.
2.Sentrozom yoktur. 2.Sentrozomu vardır.
3.Plastitleri vardır. 3.Plastitleri yoktur.
4.Kofulları büyüktür. 4.Kofulları küçüktür.
5.Nişasta ve seliloz depo eder. 5.Glikojen depo eder
6.Hücreler birbirine hücre duvarı ile bağlıdır. 6.Hücreler bağımsızdır.
7.sitoplazma bölünmesi ara lamel 7.Stoplazma bölünmesi boğumlanma
şeklinde olur. şeklinde olur.

HÜCREDE MADDE ALIŞ VERİŞİ
1.Pasif Taşıma:Hücre zarından madde alınırken eğer enerji harcanmıyorsa buna denir.
ÖZELLİKLERİ
*Enerji harcanmaz
*Taşıma çok yoğun ortamdan az yoğun ortama doğrudur
*Canlı ve cansız tüm hücrelerde görülür.
DİFÜZYON:Hücre zarından geçebilen bir maddenin geçişi çok yoğun ortamdan az yoğun ortama doğruysa buna denir.enerji ve enzim kullanılmaz yarı geçirgen bir zar gerekli değildir.
OZMOS:Suyun hücre içindeki difüzyonudur.yarı geçirgen bir zar vardır.ozmosda ortamın eşitlenmesi beklenmez.
*İzotonik ortam:Hücrelerin yaşayabildiği yoğunluğa sahip ortamlara denir.
*Hipertonik ortam:Hücreden daha fazla yoğunluğa sahip ortama denir.
*Hipotonik ortam:Hücreden daha az yoğunluğa sahip ortama denir.
*Plazmoliz:Hipertonik ortama konulan hücrenin su kaybederek büzülmesi olayına
denir.
*Deplazmoliz:Plazmolize uğramış hücrenin saf su ortamına konulduğu zaman su alarak eski haline dönmesine denir.
*Turgor:Uzun süre bekletilerek su alarak devamlı şişmesi durumuna denir.Hücrenin içindeki su nedeniyle zara yapılan basınca turgor basıncı denir.
*Hemoliz:Hücre saf suda bekletilirse bir süre sonra fazla sudan dolayı patladığı görülür bu olaya denir.
2.Aktif Taşıma:Maddenin hücre zarından geçişi hücrenin enerji kullanılmasıyla gerçekleşiyorsa bu olaya denir.
ÖZELLİKLERİ
1Enerji harcanır.
2.Taşıma az yoğun ortamdan çok yoğun ortama doğrudur.
3.Canlı hücrelerde görülür.
4.Enzimler kullanılır.
*Endositoz:Alına maddenin sıvı ve katı oluşumuna göre 2 şekilde yapılır.
1.Fagasitoz:Büyük moleküllü katı maddelerin hücre içine alınmasına denir.
2.Pinositoz:Büyük moleküllü sıvı maddelerin hücre için alınması olayına denir.
*Ekzositoz:Hücre için alınan atık maddelerin dışarı atılmasıdır.
HÜCRE METOBOLİZMASI
Hücrede meydana gelen yapım ve yıkım olaylarına metabolizma denir.ikiye ayrılır.
1.anobolik reaksiyonlar:küçük moleküllerin birleşip büyük moleküller meydana getirmesi olayıdır.Örnek;
CO2 + H2O ----BESİN +O2 FOTOSENTEZ OLAYI
2.Katobolik reaksiyonlar:Büyük moleküllerin yıkım tepkimesidir.
Örnek;BESİN +O2----- CO2 + H2 O+38ATP SOLUNUM OLAYI
CANLILARDA SINIFLANDIRMA
Doğadaki canlıların yaşayışlarına ve akrabalık derecelerine göre benzerliklerine göre yapılan gruplandırmaya sınıflandırma denir.Biyolojinin alt bilim dalı olan sistematik bunu inceler.2 ye ayrılır
1.Yapay sınıflandırma: Doğadaki canlıların dış görünüşüne veya yaşadıkları yere bakılarak yapılan sınıflandırmaya denir.Bilimsel bir sınıflandırma değildir.Yapay sınıflandırmada anolog organa bakılır.
2.Doğal sınıflandırma:Canlıların akrabalık derecesi protein benzerlikleri, yaşayışları, beslenmelerine göre yapılan sınıflandırmaya denir.Doğal sınıflandırma yapılırken canlılar arasındaki homolog organ yapısına bakılır.2 canlı arasında ne kadar homolog organ varsa bu iki canlının birbirleriyle o kadar akraba olduklarını anlatır.Bilimsel bir sınıflandırmadır.
Homolog organ:Kökenleri aynı görevleri farklı olan organlara denir.Örnek:insanın kolu ile balinanın yüzgeci
Anolog organ:Kökenleri farklı görevleri aynı olan organlar denir.Örnek:Sineğin kanadı ile kuşun kanadı
Tür:Ortak bir atadan gelen yapı ve görevleri benzer özelliklere sahip kendi aralarında verimli nesiller meydana getiren bireyler topluluğuna denir.
İkili Adlandırma:Biyoloji biliminde canlılar adlandırılırken hem cins hem de tür ismi yazılır böyle adlandırmalara denir
Alem Şube Sınıf Takım Aile Cins Tür
Birey sayısı alemden türe giderken azalır ortak özellik artar.
Birey sayısı türden aleme giderken artar ortak özellik azalır
VİRÜSLER
Canlılar aleminde bulunan en küçük mikroorganizmadır.Virüsler sadece elektro mikroskobuyla görülebilir
-Değişik şekillerde virüsler mevcuttur.
-Virüsler taşıdıkları nükleik asitlere göre adlandırılır.İkisi de aynı anda bulunmaz.
- Hayvan virüslerinde genellikle DNA bulunur.Bitki virüslerinde ise RNA bulunur.Ama bitki virüslerin hayvan virüslerinde hastalık yapmaktadır.Örneğin;HIV virüsü bitki virüsü olmasına rağmen hayvan hücrelerinde AIDS hastalığı yapmaktadır.
-Virüslerin organelleri , ribozomu ve sitoplazması yoktur.Organelleri olmadığı için özellikle de ribozom olmadığı için enzim sistemleri yoktur.Kuyruklarında gireceği hücrenin zarına tutunarak zarın erimesini sağlayan enzimler bulunur.
-Virüslerin dışında bir protein kılıf çevrilidir.
-Virüslerin organelleri ve enzimleri olmadığında dolayı zorunlu parazit olarak görev yaparlar.
-Virüslere ilaç etki etmez bunun sebebi virüslerin hücre içinde yaşamasıdır.(Bizim aldığımız ilaçlar hücreler arası boşluklarda bulunur.)
-Virüsler hücre dışında tuz kristali gibi kristalleşirler.
-Virüsler büyümez,beslenmez,gelişmez,dolaşım,boşaltım olayları yoktur.Metabolizmaları yoktur.


CANLILAR ALEMİ
PROKARYOT CANLILAR
1.BAKTERİLER
Monera aleminde yer alırlar.Işık mikroskobuyla görülebilecek kadar küçüktürler.İki hücre örtüsüne sahiptirler.İ. kısımda hücre zarı bulunur.Bakteri stoplazmasının %90 sudur.İçinde DNA,RNA, protein,mitekondri gibi zarla çevrili yapıları yoktur.oksijenli solunum yapan bakterilerde mezozom zar katlantıları yer alır.Mezozom ökaryottaki mitekondrinin görevini yapar.
BAKTERİLERİN ÇEŞİTLERİ
1.Şekillerine Göre 2GRAM BOYAMA ÖZELLİĞİNE GÖRE
*Çubuk *Gram pozitif(+)bakteri:mikroskopta mor renkte görülür
*Yuvarlak *Gram negatif(-)bakteri:Mikrokopta pembe renkte görülür.
*Spiral
*Virgül
3.OKSİJENE DUYULAN İHTİYACA GÖRE
*Zorunlu aerob bakteri :Yalnız oksijenli ortamda yaşayıp çoğalabilen bakteriler.
*Zorunlu anaerob bakteriler.Yalnız oksijensiz ortamda yaşayıp çoğalabilen bakteriler.
*Geçici bakteriler:Geçici olarak oksijenli ve oksijensiz ortamda yaşayabilen.2 ye ayrılır.
a)Geçici aerob bakteriler.Normalde oksijensiz ortamda yaşamaya uyum sağlamış;fakat geçici olarak oksijenli ortamda yaşayabilen bakteriler.
b)Normalde oksijenli ortamda yaşamaya uyum sağlamış ;fakat geçici olarak oksijensiz ortamda yaşayabilen bakteriler.
4.BESLENME ŞEKİLLERİNE GÖRE
*Ototrof bakteriler:Yaşamaları için gerekli organik bileşikleri, basit inorganik bileşiklerden sentezleyebilen bakterilerdir.Kullandıkları enerji kaynağına göre ikiye ayrılır.
a)Fotoototrof bakteriler:Fotosentez yapan bakterilerdir.Enerji kaynağı güneştir.
b)Kemoototrof bakteriler:Bazı bakteriler kükürt,demir,hidrojen,amonyak gibi inorganik maddelerin oksidasyonundan sağladıkları enerji ile su ve karbon dioksitten besin üretirler.Bu bakteriler;nitrit,nitrat,kükürt ve demir bakterileridir.
*Heterotrof bakteriler:İhtiyaç duydukları organik besin maddelerini ortamdan hazır alan bakterilerdir.2 ye ayrılır.
a)Parazit bakteriler:Sindirim enzimleri olmadığı için gereksinim duydukları besin maddelerini üzerinde yaşadığı canlıdan hazır alan bakterilerdir.Hastalık yapan bakterilere patojen bakteriler denir.
b)Saprofit (çürükçül) bakteriler:Toprakta yaşayan , çürümeye neden olan ayrıştırıcı bakterilerdir.Hücre dışına enzim göndererek ölü bitki ve hayvan artıklarındaki organik maddelerin daha küçük organik ve inorganik maddelerin parçalanmasını sağlarlar.
2 MAVİ-YEŞİL ALGLER
Belirli, bir çekirdeği, kloroplastı ve diğer organelleri bulunmayan mavi- yeşil renkli, bir hücreli organizmalardır.Çekirdek zarı ve zarlı organelleri bulunmadığı için prokaryot hücre yapısındadırlar.Fotosentez yapmalarını saplayan klorofil pigmenti tanecikler halinde bulunur bundan dolayı renkleri yeşildir.Çoğunlukla koloniler halinde yaşarlar.Denizlerde, tatlı sularda ,göllerde ve nemli bölgelerde yaşarlar.
ÖKARYOT CANLILAR
1.PROTİSTALAR
Protista alemi, bir hücreli ve çok hücreli fotosentetik algleri , çok çekirdekli yada çok hücreli heterotrof cıvık mantarları, bir hücreli yada basit ökaryotları içeren canlı grubudur.
Tam bitki ve hayvan özelliği göstermediği için ayrı bir alemde incelenirler
*Protozoalar:Bir hücrelilerdir mikroskobik canlılar olup 4 gruba ayrılırlar.
a)Kamçılılar:Hareket organeli olarak bir yada birkaç kamçı bulundururlar.Bazıları saprofit bazıları parazittiler.Çoğalmaları ikiye bölünme ile olur.Öglena tatlı sularda yaşar.Yapısında bir yada iki boşaltım kofulu vardır. Önde bir yada iki tane kamçları vardır.Öglene klorofil pigmenti içerdiklerinden dolayı yeşil renklidirler bu nedenle kendi besinini kendileri yaparlar bu özelliğinden dolayı bitkilere hareketli olmasından dolayı hayvan hücrelerine benzer.
b)Kökayaklılar:Besinlerin ve hareketlerini yalancı ayaklarla sağlayan bir hücrelilerdendir.Amipler tatlı sularda yaşarlar.Besinlerini sitoplazmalarında meydana getirdikleri besin kofulları içerisinde sindirirler
c)Sporlular:Çoğu omurgalı omurgasız hayvanlarda parazit yaşama uyum sağlamıştır.besinlerini difüzyonla alırlar.Plazmodyum bu gruba örnektir.Bilinen 50 kadar plazmodyum türü vardır insanlarda sıtma hastalığına neden olurlar.
d)Silliler:Hareketlerini ve besin teminini silerliyle yaparlar.Tatlı su ve denizlerde yaşarlar.En iyi örnek paramesyum dur hem bölünerek hem de konjugasyonla ürer.
*Algler:Klorofil içerdikleri için fotosentez yapabilirler.Sulu ortamda yaşarlar daha uygun ortam bulabilmek amacıyla yer değiştirme hareketi yaparlar.Madde alış verişini yaşadıkları ortamdan sağlarlar.Yeşil, sarı, kırmızı, esmer algler bu grubun örneklerindendir.
*Cıvık Mantarlar:belirgin bir hücre şekli olmayan çok çekirdekli stoplazmaya sahip saprofit organizmalardır.Üremeleri eşeyli ve eşeysiz şekilde olur.Protista aleminde incelenmekle birlikte beraber canlılar aleminde yeri henüz kesinleşmemiştir.
2.MANTARLAR
Mantarlar stoplazmalarında zarla çevrili bir çekirdeğe sahip olan ökaryot hücreli canlılardır.Mantarlar genellikle çok hücrelidir.Klorofil içermeyen yaşamları için gerekli olan besini hazır olarak sağlayan heterotrof canlılardır.Bitkilerdeki kök, gövde ve yaprak gibi organlara sahip değillerdir.Fakat hücrelerinin etrafında belirli bir hücre çeperinin olması sporla çoğalmaları ve genellikle hareketsiz oluşları nedeniyle bitkilere benzer canlılardır.Mantarların en önemli özelliklerinden biride doğadaki inorganik döngüyü sağlaması ,ilaç yapımında kullanılmasıdır.
Mantarların Çeşitleri
*Maya mantarları:Tomurcuklanma ile çoğalırlar.Hamurun mayalanması gibi bir çok mayalanma olaylarında görev alır.
*Küf Mantarları:Çürümekte olan böcek,balık, kuş artıkları üzerinde saprofit olarak yaşarlar.Eşeyli ve Eşeysiz ürerler.Besinlerin küflenmesini neden olur.
*Şapkalı Mantarlar:Mantarların en büyükleridirler.Besin olarak kullanıldıkları gibi insanlar için zehirli olan türleri de vardır.
*Enfeksiyonel Mantarlar:İnsanda ağız ve boğaz hastalıkları, üreme organları ve deride enfeksiyonlara neden olan mantarlardır.bebeklerde görülen pamukçuk, saç dökülmesine neden olan saçkıran örnek verilebilir.
3. BİTKİLER
Bitkiler çok hücreli ototrof iyi gelişmiş bir organizasyona sahip yüksek yapılı canlılardır.Kendi besinlerini kendi üretirler.Sinir sistemleri yoktur.Damarlı ve damarsız olmak üzere 2 grupta toplanırlar.
1.Damarsız Bitkiler:İletim demetleri yoktur.Ilık nemli ve gölgelik yerlerde yaşarlar.Metagenez(eşeyli +eşeysiz) görülür.Sporla çoğalır.Gerçek kök ve gövdeleri yoktur.En önemlileri kara yosunlarıdır.
2.Damarlı Bitkiler
a)Damarlı Sporlu Bitkiler:Ilık nemli bölgelerde yaşar,İletim demeti vardır.Sporla çoğalır.Metagenez görülür.Gerçek kök ve gövdeleri yoktur.
b)Damarlı Tohumlu Bitkiler: İletim demeti bulundururlar.Açık tohumlu ve kapalı tohumlu olarak 2 ye ayrılır.
*Açık Tohumlu Bitkiler:Kozalıklı bitkilerdir.İletim demetleri düzenlidir.İğne yapraklıdırlar.Her dem yeşillerdir.Bunlar köknar, ladin, çam dır.
*Kapalı Tohumlu Bitkiler:İletim demetleri vardır.Gerçek çiçek ve tohum taslakları vardır.Çenek yaprağı sayısına göre tek çenekli çift çenekli bitkiler olarak incelenir.
-Tek Çenekli:Tek yıllık otsu bitkilerdir.Yapraklarında paralel damar bulunur.İletim demetleri dağınıktır.Kambiyum bulundurmazlar.
-Çift Çenekli:Embriyolarında iki çenek yaprağı bulunur.Çok yıllık odunsu bitkilerdir.
Kambiyum bulunur.İletim demeti düzenlidir.Yaprakları ağsı damarlıdır.
4.HAYVANLAR
a)Omurgasızlar:İç iskelet bulunmaz .Açık dolaşım görülür.Bunlar;
-Süngerler
-Sölenterler
-Solucanlar
-Yumuşakçalar
-Eklem bacaklılar
-Derisidikenliler
b)İlkel Kordalılar:Basit bir iskelet yapısına sahiptirler.Bu yapı bazılarında yaşam boyunca devam eder bazılarında ise yavru halindeyken bulunur.Kapalı dolaşım sistemine sahiptirler.
c)Omurgalılar:İç iskelet vardır.Kapalı dolaşım sistemi görülür.Beş sınıfta incelenilir.
*Balıklar:Kemik ya da kıkırdaktan oluşmuş iç iskeletleri vardır.Solungaç solunumu yaparlar.Kalpleri iki odacıklıdır.Dış döllenme dış gelişme görülür.Denizlerde ve tatlı sularda yaşarlar
*Kurbağalar:Karada ve suda yaşarlar.Derileri nemli ve kaygandır.Larvaları solungaç
deri solunumu yaparlar.Kalpleri üç odacıklıdır.Dış döllenme dış gelişme görülür.
*Sürüngenler: Akciğerleri ile solunum yaparlar.Kalpleri üç odacıklıdır karıncık yarım perdeyle ikiye ayrılır.Timsdahlarda ise dört odacıkılıdır tam perdeyle ikiye ayrılır.İç döllenme diş gelişme görülür.
*Kuşlar:Sıcak kanlı hayvanlardır.Kalpleri dört odacıklıdır.Akciğer solunumu yaparlar,yumurta ile çoğalır.İç döllenme dış gelişme görülür.
*Memeliler:Sıcakkanlı hayvanlardır.Derileri kıllarla örtülüdür.İç döllenme görülür.Kalpleri dört odacıklıdır.Kapalı dolaşım s,istemi görülür.Akciğer solunumu yaparlar alveol kesecikleri bulunur.Yavrularını sütle beslerler.Sinir sistemleri çok gelişmiştir.Denizlerde ve karalarda yaşayan türleri vardır.
1. Hücre zarının görevi nedir?
Hücre içi ile hücre dışı arasında madde alış verişini sağlayan esnek, canlı ve seçici geçirgen bir zardır.
2. Endoplazmik retikulum kaç çeşittir ve görevi nedir?
Üzerine ribozom taşıyan granüllü ve granülsüz olmak üzere iki çeşittir. Hücre içinde maddelerin taşınması, depolanması ve kimyasal reaksiyonların yapıldığı yerdir.
3. Sentrozomun görevi nedir?
Kendini çoğaltmak ve bölünme sırasında iğ ipliklerini meydana getirmek.
4. Çekirdeğin görevleri nelerdir?
Metabolizmayı kontrol etmek
Karakterleri oğul canlılara aktarmak.
5. Yaşlanan bitki hücrelerinde bir tek büyük kofulun bulunmasının nedeni nedir?
Bitkilerde metabolizma artığı ürünlerin kofullarda depolanması.
6. Hücre çeperinin yapısı nasıldır?
Selülozdan meydana gelir. Çeper üzerinde kütin, lignin, süberin, kalsiyum ve silisyum gibi maddeler birikerek çeperin farklılaşmasına neden olur.
7. Bitkilerde çiçek ve meyvelerin renklerini ne verir?
Plastidler ve koful özsuyunda bulunan antokyan denilen madde.
8. Hücrenin bölünme nedenlerini yazın.
Hücre yüzeyini artırmak ve hacmini küçültmek için
Hücrenin büyümesi çekirdeğin etki alanını sınırlar. Çekirdeğin etki alanını artırmak için hücre bölünür.
9. Kloroplast ve mitokondrinin ortak özellikleri nelerdir?
Çift zarlıdırlar
Kendilerine ait DNA’ları vardır.
ATP nin sentezlendiği yerlerdir.
10. Mitoz olayının en önemli sonucu nedir?
Hücreden hücreye kalıtsal devamlılığı sağlar. Mitoz sayesinde, yeni meydana gelen hücreler ana-baba hücrenin sahip oldukları yeteneğin aynısına sahip olurlar. Bu da kendini eşleyen DNA moleküllerinin her oğul hücreye tam bir takım halinde geçmesiyle mümkün olur.
11. Ökaryot hücrelerde hücre bölünmesi hangi iki evreden oluşur?
Mitoz olarak adlandırılan çekirdek bölünmesi ve sitokinez olarak adlandırılan sitoplazma bölünmesi.
12. Mitoz bölünmenin safhalarının isimleini sırasıyla yazın.
Profaz, metafaz, anafaz, telofaz
13. İnsan gametinde kaç kromozom bulunur?
İnsan gametinde 23 kromozom bulunur? Bunların kaç tanesi otozom, kaç tanesi gonozomdur?
İnsan gametinde 23 kromozom bulunur. Bunlardan 22 tanesi otozom, 1 tanesi gonozomdur.
14. İnsanlarda erkeklerin ve dişilerin vücut hücrelerindeki kromozom formülünü yazınız.
Erkeklerde (44 + XY), Dişilerde (44 + XX)
15. Bitki hücresinin mitoz bölünme sırasında ara plağı ile ikiye bölünmesinin nedeni nedir?
Hücre zarının dışında selüloz çeperin bulunması.
16. Mayoz bölünme hangi hücrelerde görülür?
Üreme organlarında üreme ana hücrelerinde (Yumurtalık ve testislerde) görülür.
17. Mayoz bölünme ile ne sağlanır?
Dölden döle kromozom sayısının sabit kalması korunur.
Gen çeşitliliğine sebep olur.
18. Oogenezde aktif olmayan hücrelere ne ad verilir?
Kutup hücreleri.
19. İnsanlar ve amipler arasında mitoz bölünme hangi yönden farklıdır?
İnsanlarda mitoz bölünme büyüme, gelişme ve eskiyen yerlerin onarımını sağlar. Amiplerde mitoz bölünme çoğalmayı sağlar.
20. Bir insanın bazal metabolizması ölçülürken hangi şartlara dikkat edilmelidir?
En son alınan besinin ölçme işleminden 12 saat önce alınmasına
Ölçme sırasında kişinin tam dinlenme halinde tutulmasına
Ölçme sırasında ortam sıcaklığının belirlenmesine
Vücut yüzeyinin hesaplanmasına
21. ATP nin molekül yapısı nasıldır?
Adenin denilen azotlu bir organik baz, Riboz denilen 5 karbonlu bir şeker ve üç fosfat grubundan yapılmış bir moleküldür.
22. ATP sentezi kaç yolla olur?
Oksijenli solunum
Oksijensiz solunum
Fotosentez
23. Eğer organizmalar enerjiyi karbonhidratlarda değil, ATP de depolasalardı ne gibi problemler olurdu?
Hücre içi daha asidik olurdu.
Fosfor şu an bulunduğundan daha çok kullanılırdı.
24. Bir nükleotidin yapısında 5 karbonlu şekerle azotlu organik bazın oluşturduğu kısma ne denir?
Nükleozit
25. mRNA nın görevi nedir?
Hücredeki RNA miktarının % 5 ini oluşturur. DNA da bulunan genetik bilgiyi belli şifreler (kodon) halinde çekirdekten sitoplazmaya aktarır.


26. Hücre hayatında DNA’nın iki önemli görevini açıklayın.
Temel hücresel görevleri kontrol etmek
Genetik direktiflerin oğul döllere aynen iletilmesini sağlamak.
27. DNA modelinden faydalanılarak hangi biyolojik olaylar açıklandı?
DNA nın hücre bölünmesinden önce kendini nasıl eşlediği
Protein sentezi için nasıl şifre taşıdığı
Mutasyonun nasıl meydana geldiği açıklandı.
28. Genetik şifre nedir? Genetik şifre bütün canlılarda aynı mıdır?
DNA dan gönderilen hücre içindeki bütün olayları etkileyen mesajlara denir.
Genetik şifre her canlıda farklıdır.
29. DNA nın neden mRNA gibi bir aracı yardımıyla çalışmak zorunda olduğu düşünülür?
DNA büyük bir molekül olduğu için çekirdekten dışarı çıkmaz. Proteinler çekirdek dışında, endoplazmik retikulum boyunca dağılmış olan ribozomlarda sentezlenirler. Direktiflerin çekirdekten sitoplazmaya taşınabilmesi için bir aracıya ihtiyaç vardır.
30. tRNA nın protein sentezindeki görevi nedir?
tRNA hücre içindeki Amino asitleri tanır ve bunları proteinlerin sentezlendiği ribozomlara taşır.
31. DNA nın Replikasyon yapması hücre bölünmesi açısından neden önemlidir?
Hücre bölünmesi ile özellikler yeni hücrelere geçer. Bir türün bütün bireylerindeki hücreler aynı tip ve sayıda kromozoma sahip olur.
32. Virüsler, canlılara has özelliklerden hangilerine sahiptirler?
DNA veya RNA içermeleri
Konak hücre içinde üremeleri
Mutasyona uğramaları
Üremeleri sırasında yeni gen kombinezonları oluşturmaları

33. Virüslerin çoğalmasını hangi faktörler sınırlamaktadır?
Virüslerin üremeleri konak hücrelere yayılma ve orada çoğalma yetenekleri ile sınırlıdır.
34. DNA içeren virüslere örnek veriniz?
Bakteriyofaj, çiçek hastalığı, suçiçeği ve uçuk (herpes) virüsü.
35. RNA içeren virüslere örnek veriniz?
Tütün mozaik virüsü, çocuk felci, grip, AİDS, kızamık, kabakulak ve patates, salatalık, marul bitkilerinde hastalık yapan virüsler.
36. Virüslerle mücadele etmek neden zordur?
Çeşitleri fazladır,
Çok küçüktürler
Antibiyotikten etkilenmezler.
Çabuk ürerler ve konakçı canlıyı kullanırlar.
37. Işık enerjisi kullanarak besin sentezleyen bakteriler nasıl adlandırılır?
Fotoototrof bakteriler
38. Şekillerine göre bakterilerin isimlerini yazın.
Yuvarlak (Coccus), çubuk (bacillus), spiral (spirillum), virgül (vibriyon)
39. Bakteriler oksijen ihtiyaçlarına göre nasıl adlandırılırlar?
Oksijen varlığında yaşayanlar (aerob bakteri), oksijensiz ortamda yaşayanlar (anaerob bakteri), her iki ortamda da yaşayanlar (geçici aerob ve geçici anaerob bakteriler)
40. Bakterilerde solunum enzimleri nerelerde bulunur?
Sitoplazmada veya hücre zarında bulunur.
41. Bakteri populasyonunda geometrik dizi şeklinde çoğalma neden sürekli olmaz?
Bakteriler çoğalmaları için ortamdaki su ve besin maddelerini bitirirler. Bu sırada ortamda alkol ve asitli bileşiklerle beraber zehirli atıklar da meydana gelir. Bu durum bakterilerin sayıca artışını engeller.
42. Bakterilerde endospor nedir ve hangi şartlarda meydana gelir?
Endospor bakteri sitoplazmasının su kaybederek büzülmesi ve etrafının dayanıklı bir zarla çevrilmesiyle bakterinin içinde oluşur. Bu olay üreme değildir. Bakterinin elverişsiz ortamlarda uzun zaman canlı kalabilmesini sağlar. Endospor yüksek sıcaklıkta ve kurak ortamlarda oluşur.
43. Ototrof ve saprofit bakterilerin parazit bakterilere üstün olmasını sağlayan özellik hangisidir?
Gelişmiş enzim sistemine sahip olmaları.
44. Prokaryot bir hücredeki protein sentezinin ökaryot hücreye göre daha hızlı olmasının nedeni nedir?
Çekirdek zarının bulunmaması.
45. Tatlı sularda yaşayan bazı bir hücrelilerdeki Kontraktil kofulların temel görevi nedir?
Fazla suyu aktif taşıma yaparak difüzyonun tersi yönde boşaltmak.
46. Çok hücreli organizmalarda doku, organ ve organ sistemlerine niçin ihtiyaç duyulur?
Organizmanın bütünlüğünün devamı için
Enerjinin korunumu için.
47. Hücrelerin özelleşmesi bir canlıya nasıl üstünlük sağlar.
Enerjinin daha verimli kullanılmasına yol açar.
İri parçalar halinde besinlerden yararlanma imkanı doğar
48. Çok hücreli organizmaların gelişimine bağlı olarak, bir hücreli organizmalarda bulunmayan ne gibi bir özel problem vardır?
İç çevreden atıkların uzaklaştırılması
Besin maddelerinin bütün hücrelere dağıtılması
Organizmanın kendini eşleme olayı
Hücre içi ve hücreler arası kontrol ve koordinasyon.
49. Özelleşmiş hücre nedir?
Belirli görevleri yapmak üzere farklılaşmış, şekil ve yapı bakımından benzer hücrelerdir. Kas ve sinir hücreleri özelleşmiş hücrelerdir.Özelleşmiş hücreler dokuları, organları ve sistemleri meydana getirir.
50. Aktif taşımanın özellikleri nelerdir?
Enerji harcanır
Taşıma az yoğun ortamdan çok yoğun ortama doğrudur
Canlı hücrelerde görülür.
Enzimler kullanılır.


51. Pasif taşımanın özellikleri nelerdir?
Enerji harcanmaz
Taşıma çok yoğun ortamdan az yoğun ortama doğrudur.
Canlı ve cansız hücrelerde görülür.
Sıcaklık ve hareket difüzyonu artırır.
52. Hücrenin çok yoğun ortama konması halinde su kaybetmesi olayına ne ad verilir?
Plazmoliz.
53. Hücrenin az yoğun ortama konması halinde su alarak şişmesi olayına ne ad verilir?
Deplazmoliz
54. Büyük moleküllü katı maddelerin hücre içine aktif taşıma ile alınmasına ne denir?
Fagositoz
55. Büyük moleküllü sıvı maddelerin hücre içine aktif taşıma ile alınmasına ne denir?
Pinositoz
56. Deplazmoliz halindeki bir bitki hücresini saf suda bekletmeye devam edildiğinde koful sürekli su alarak büyür ve sitoplazmayı hücre çeperine doğru iter bu olaya ne denir?
Turgor
57. Bitki hücrelerine giren suyun hücrenin içinden dışına doğru yaptığı etkiye ne denir?
Turgor basıncı
58. Doğadaki canlıların özelliklerine, yaşayışlarına ve akrabalık derecelerine göre gruplandırılmasına ne denir?
Sınıflandırma (Taksonomi),
59. Ortak bir atadan gelen, yapı ve görev bakımından benzer özelliklere sahip, yalnızca kendi aralarında serbestçe üreyebilen ve verimli (kısır olmayan) yavrular oluşturan bireyler topluluğuna ne denir?
Tür
60. Sınıflandırmada kullanılan basamaklar (sınıflandırma) en küçük topluluktan en büyüğüne doğru nasıl sıralanır?
Tür, cins, familya, takım, sınıf, şube, alem olarak sıralanır.
61. Sınıflandırmada alemden türe doğru inildikçe birey sayısı ve ortak özellikler nasıl değişir?
Birey sayısı azalır, ortak özellikler artar.
62. Sınıflandırmada türden aleme doğru çıkıldıkça birey sayısı ve ortak özellikler nasıl değişir?
Birey sayısı artar, ortak özellikler azalır.

63. Havanın serbest azotunu yakalayarak toprakta azotlu bileşikleri oluşturan ve toprağın verimini artıran canlı grubu hangisidir?
Mavi-yeşil algler.
64. Basit bölünme ile çoğalan ve basit beslenme ihtiyaçları olan öncü organizma hangisidir?
Mavi-yeşil algler.
65. Bakterilerin antibiyotiğe ve kimyasal maddelere karşı kazandığı direnci nesiller boyu aktaran DNA kısmına ne denir?
Plazmid
66. Heterotrof bakteri çeşitlerinin isimleri nedir?
Parazit bakteriler
Saprofit (Çürükçül) bakteriler.
67. Güneş enerjisini kullanmadan inorganik maddeleri oksidasyonla elde ettikleri enerji ile su ve karbondioksitten besin üreten bakterilere ne denir?
68. Protozoaların çeşitleri nelerdir?
Kamçılılar (flagellata), Kökayaklılar (Rhizopoda), Sporlular (sporozoa), Sililer (cilliata)
69. Protistlerden olan öglenanın özelliği nasıldır?
Kamçılı olduklarından hareketlidirler bu nedenle hayvan olarak değerlendirilirken, klorofil taşıdıklarından dolayı da bitki olarak değerlendirilirler.
70. İnsanlarda uyku hastalığına sebep olan ve Çeçe sineği tarafından taşınan sporlu canlının adı nedir?
Trypanosoma gambiense

BURSA CUMHURİYET LİSESİ BİYOLOJİ DERSİ DUYURU VE DERS NOTLARI
Kazım ONAR
Biyoloji Öğretmeni

Hiç hata yapmayan insan genellikle hiçbir şey yapmayandır. 2012 yılında hatalarımızın az, başarılarımızın devamlı olması dileğiyle mutlu yıllar..

Amacım sizlere bilgiyi en hızlı, en doğru ve şeffaf bir şekilde aklınızda hiç bir soru işareti bırakmadan ulaştırmaktır.Sizler başarılı oldukça bizler bundan mutluluk ve gurur duyarız.
Sınavlarda sorulan soruların cevapları aynı günün akşamı buradan duyrulacaktır.Fakat sınava girmeyen öğrenciler olduğundan yayınlayamıyoruz.
Kazım ONAR
(Cumhuriyet lisesi biyoloji öğretmeni)

DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ KONULARI
(TIKLA ÇALIŞ)

ENDOKRİN SİSTEM
(Tıkla Canlı ders izle)

Sistemler

SİNİR SİSTEMİ (Tıkla çalış)

ENDOKRİN SİSTEM

HORMON MUCİZESİ

DOKTOR GÖZÜYLE HORMONLARIMIZ

Canlı DESTEK VE HAREKET Sistem Dersi İzle

SİNDİRİM SİSTEMİ CANLI İZLE

SİNDİRİM SİSTEMİ CANLI DERS İZLE

SOLUNUM SİSTEMİ VİDEO

LİSE-4 KONU ÖZETLERİ
BOŞALTIM SİSTEMLERİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

1.Metabolizma olayları sonucunda oluşan artık ürünlerin (üre, ürik asit, amonyak, su, vs.) vücuttan uzaklaştırılmasına boşaltım denir.
2.Boşaltım sistemi azotlu artıkların atılması dışında, canlının yaşayabilmesi için uygun ve dengeli bir iç ortamın oluşmasında (homeostasi) rol oynar.
3.Bir hücreliler metabolizma artıklarını hücre zarından dışarı atarlar. Tatlı sularda yaşayan tek hücrelilerde, hücreye giren fazla suyu kontraktil koful denilen yapılar enerji harcayarak dışarı atar.
4.Kara bitkilerinde su buharı ve karbondioksit stomalardan dışarı verilir.
5.Bazı bitkiler neme doymuş havalarda fazla suyu, yaprak kenarlarındaki hidatod (su savağı) denilen özel yapılarla damlalar halinde atarlar. Damlama (gutasyon) denilen bu olayda, suyla birlikte bazı tuzlar da atılır.
6.Sünger ve sölenterlerde metabolizma artıkları bütün vücut yüzeyinden difüzyonla atılır.
7.Yassı solucanlarda boşaltım organı olarak protonefridyum bulunur. Protonefridyum, vücut içine yayılan kanal sisteminden oluşmuştur. Kanalların ucunda içinde siller bulunan alev hücreleri yer alır. Alev hücrelerinin temel görevi vücudun su dengesini sağlamaktır.
8.Halkalı solucanlarda boşaltım organı nefridyumlardır. Nefridyumların bir ucu kirpikli huni şeklindedir. Buradan ayrılan kanal, vücut boşluğunda birçok kıvrımlar yaparak sonraki halkadan dışarı atılır. Vücut sıvısından toplanan artık maddelerden yararlı olanlar, kanalların etrafını saran kılcal damarlara geri emilir. Emil- meyip kanalda kalan artıklar idrarı oluşturur.
9.Böceklerde boşaltım organı malpighi tüpleridir. Bu tüplerin kapalı serbest uçları, vücut boşluğundaki kandan boşaltım maddelerini alır ve diğer ucu ile sindirim kanalına boşaltır. Suyun fazlası son bağırsaktan geri emilir. Boşaltım maddeleri, sindirim artıkları ile beraber ürik asit kristalleri şeklinde atılır. Bu durum böceklerin su artırımı yapmaları için önemli bir uyumdur.
10.Omurgalılarda pronefroz, mezonefroz, ve metanefroz olmak üzere üç tip böbrek vardır.
11.Pronefroz böbrek balık ve kurbağaların embriyoları ile köpek balıklarının erginlerinde görülür. Bu tip böbrekte glomerulus adı verilen kılcal kan damarları yumağından kirpikli hunilere süzülen artık maddeler, ortak bir kanala taşınarak kloak adı verilen sindirim kanalından dışarı atılır.
12.Mezonefroz böbrek balık ve kurbağaların erginlerinde, sürüngen, kuş ve memelilerin embriyolarında görülür. Pronefroz böbrekten farkı, kirpikli huninin yerine bovvman kapsülünün gelmiş olmasıdır.
13.Metanefroz böbrek sürüngen, kuş ve memelilerin erginlerinde görülür. En gelişmiş böbrek tipidir.
14.Canlılarda protein moleküllerinin parçalanması sonucu oluşan azotlu artık maddeler amonyak, üre, ürik asittir.
15.Amonyak çok zehirlidir ve bol suyla dışarı atılır. Bu nedenle balık ve kurbağa larvaları gibi suda yaşayan canlılar azotlu artık olarak amonyak atarlar.
16.Üre, karada yaşayan ergin kurbağa ve memeli gibi canlıların azotlu artık maddesidir. Bu hayvanlar amonyağı üreye dönüştürerek, vücutlarından fazla su kaybını önlemiş olurlar. Memelilerde üre karaciğer hücrelerinde ornitin devri ile oluşur.
17.Ürik asit; karada yaşayan böcekler, sürüngenler ve kuşların azotlu artık maddesidir. Bu canlılar azotlu artık olarak suda çok az çözünen ürik asiti attıkları için, vücutlarından aşırı su kaybını önlemiş olurlar.
18.İnsan böbreği dıştan içe doğru; kabuk (korteks) ve bunun altında yer alan öz (medulla) bölgesinden meydana gelmiştir.
19.Böbreğin tam ortasında havuzcuk denilen geniş bir çukurluk vardır. Buradan çıkan idrar kanalı (üreter), idrar kesesine bağlanır. İdrar kesesi, dış idrar kanalı (üretra) denilen bir kanalla dışarı açılır.
20.Kandan üre ve artık maddelerin süzülmesini sağlayan nefronlar, böbreklerin yapı ve görev birimidir.
21.Bir nefron, uzun bir boşaltım kanalcığı ile glomerulus denilen kılcal kan damarları yumağından oluşur. Boşaltım kanalcığının yarım ay şeklindeki kapalı ucuna bovvman kapsülü denir. Bu kapsül glomerulusu sarar. Glomerulus ve bovvman kapsülüne malpigi cismi denir. Boşaltım kanalcığının bovvman kapsülünden sonraki kısmı proksimal tüp, henle kulpu ve distal tüp olmak üzere üç bölgeye ayrılır. Boşaltım kanalcığı, distal tüpten sonra idrar toplama kanalı ile devam eder.
22.Nefronu oluşturan malpigi cismi, proksimal tüp ve dis- tal tüp böbreklerin kabuk kısmında; henle kulpu ve id¬rar toplama kanalı öz kısmında bulunur.
23.İdrar toplama kanalları piramit şeklinde yapıları oluşturur. İdrar toplama kanallarının açık uçları, piramit tepesinden havuzcuğa açılır.
24.Böbrek atardamarının oluşturduğu getirici atardamar, bovvman kapsülünün boşluğunda glomerulus denilen kılcal kan damarı yumağını meydana getirir. Bu kılcalların birleşmesiyle oluşan götürücü atardamar, bovvman kapsülünden ayrılır ve boşaltım kanalcığının etrafında kılcal damar ağı oluşturur. Bu kılcalların birleşmesiyle böbrek toplardamarı meydana gelir.
25.İdrar oluşumu; süzülme, geri emilim ve salgılama şeklindeki üç olayla gerçekleşir.
26.Süzülme; glomerulus kılcallarındaki kanın, kan basıncının etkisiyle bovvman kapsülüne geçmesidir. Glomerulus kılcalları iki atardamar arasında olduğu için, kan basıncı damar boyunca sabittir ve vücuttaki diğer kılcalların yaklaşık iki katıdır. Yüksek olan bu kan basıncının etkisiyle glomerulus kılcallarından bovvman kapsülüne glikoz, aminoasitler, inorganik tuzlar, üre, ürik asit, su gibi maddeler geçer. Glomerulus kılcalları iki katlı epitel dokudan oluştuğu için kan hücreleri ve kan proteinlerini geçirmez.
27.Süzülme sonucu bovvman kapsülüne geçen su, glikoz, aminoasit, inorganik tuz gibi yararlı maddelerin nefron kanallarındaki hücrelere alınmasına geri emilim denir. Geri emilen maddeler, nefron kanallarını saran kılcal damarlara geçer. Geri emilme pasif ya da aktif taşımayla yapılır. Örneğin suyun geri emilimi pa¬sif taşımayla olur.
28.Sağlıklı insanlarda glikoz ve aminoasitlerin tamamı, suyun % 99'u, sodyumun %99,5'u, ürenin yaklaşık % 50'si geri emilerek tekrar kana verilir.
29.Her maddenin kandaki normal değerine eşik değer denir. Bir maddenin kandaki miktarı eşik değerinin üzerinde ise, eşik değeri aşan miktar nefron kanallarından geri emilmez ve idrarla dışarı atılır.
30.Süzülme ile bovvman kapsülüne geçemeyen maddeler, kılcal damarlardan aktif taşıma ile kanalcığa verilir. Buna salgılama veya aktif boşaltım denir. (H+, NH4+, penisilin vs.)
31.Böbrekler; kanın bileşimini, pH derecesini, doku sıvısındaki su, sodyum, potasyum gibi maddelerin miktarını düzenleyerek homeostasinin sağlanmasında görev yapar.
32.İnsan kanının pH derecesi 7,4'tür. Bu pH derecesinin 7 ya da 7,7 olması ölüme neden olur. Böbrekler kan pH'ı değiştiğinde asit veya baz bileşikleri salgılayarak dengenin oluşmasını sağlar.
33.Kan pH'ının sabit tutulmasında böbreklerin yanı sıra solunum sisteminin de önemi büyüktür.
34.Böbrekler su miktarını hipofizden salgılanan antidiüretik hormon (ADH = vasopressin) ile düzenler.
35.Mineral ve tuz miktarı böbrek üstü bezinden salgılanan aldosteron hormonuyla dengede tutulur.
36.İnsanın fazla miktarda deniz suyu içmesi halinde dokular su kaybederek ölüme neden olabilir.
37.Böbreklerin; metabolizma sonucu oluşan azotlu artıkları atmak, vücudun asit-baz dengesini ayarlamak, kan basıncını ayarlamak, vücudun su ve tuz dengesini düzenlemek, bazı zararlı maddeleri atmak şeklinde görevleri vardır.
38.Tatlı su balıklarının vücutlarına osmozla su girer. Bu balıklarda su içme yoktur. Glomeruluslar büyük oldu¬ğundan çok miktarda sıvı süzerler. Tuzu, solungaçlardan aktif taşıma ile alırlar, azotlu artıkların çoğunu solungaçlardan difüzyonla atarlar.
39.Tuzlu su balıklarının osmozla su kaybetme tehlikesi vardır. Bunlarda glomeruluslar küçülmüş veya kay¬bolmuştur. Bu balıklar deniz suyunu içerler. Su vücutta kalırken, tuz, solungaçlardan aktif taşımayla dışarı salgılanır. Azotlu artıklar amonyak halinde solungaç¬lardan dışarı atılır.

DESTEK ve HAREKET SİSTEMLERİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR


1.Bir hücrelilerin gelişmiş bir destek yapıları olmamasına rağmen onlara şekil kazandıran yapılar vardır.
2.Amip dışında kalan bir hücrelilerde hücre zarını örten pelikula, hücreye belirli bir şekil kazandırır.
3.Bir hücreli canlılar ya enerji kullanmadan pasif hareket veya enerji kullanarak aktif hareket ederler.
4.Bir hücreli canlılarda uyartının yönüne bağlı yer değiştirme hareketlerine taksis adı verilir.
5.Taksis hareketi uyarı kaynağına doğru ise pozitif taksis, uyarı kaynağından uzaklaşma şeklinde ise negatif taksis adını alır.
6.Taksis hareketi uyaranın çeşitine göre fototaksis ve kemotaksis gibi isimler alır.
7.Çok yıllık bitkilerde desteklik görevini pek doku ve sert doku sağlar. Ayrıca selüloz çeper, turgor basıncı ve iletim demetleri de desteklik görevi yapabilir.
8.Bitkiler uyarıya karşı durum değiştirme hareketi yapar. Bu hareket uyaranın yönüne bağlı ise tropizma (yönelme), uyaranın yönüne bağlı değilse nasti (ırganım) adını alır.
9.Tropizma, uyarının geldiği yöne veya aksi yöne olmak üzere pozitif tropizma ya da negatif tropizma adını alır.
10.Tropizma hareketleri uyarının çeşitine göre fototropizma, geotropizma, hidrotropizma, kemotropizma, haptotropizma, travmatropizma gibi isimler alır.
11.Nasti hareketleri uyarının çeşidine göre fotonasti, sismonasti, termonasti gibi isimler alır.
12.Toprak solucanı gibi bazı omurgasız hayvanlarda vücut sıvısı ve kan desteklik görevi yapar. Buna hidrostatik iskelet denir.
13.Omurgasızların çoğunda desteklik görevini dış ve iç iskelet yapar.
14.Dış iskeletin üzerinde canlı doku bulunmaz. Eklembacaklılarda ve yumuşakçalarda görülür. Kaslar iskelete içten bağlanır. Büyümeyi sınırladığı için bazı hayvanlarda zaman zaman değiştirilir.
15.İç iskelet üzerinde çeşitli vücut örtüleri bulunur. Sün-gerlerde ve derisidikenlilerde görülür. Kaslar iskelete dıştan bağlanır.
16.Omurgalıların tamamında iç iskelet bulunur. En basit tipi ilkel kordalılardan Amphioxus'da bulunan notokorddur (sırt ipliği).
17.Omurgalı hayvanlardan köpek balıklarında iç iskelet kıkırdak dokudan oluşur. Diğer omurgalılarda ise embriyo döneminde kıkırdak dokudan oluşan iç iskelet, daha sonra kemik dokuya dönüşür.
18.İnsanda; şekillerine göre uzun, kısa ve yassı olmak üzere başlıca üç çeşit kemik bulunur.
19.Uzun kemiklere kol ve bacak kemikleri, kısa kemiklere el ve ayak bileği kemikleri, yassı kemiklere kafatası kemikleri örnek olarak verilebilir.
20.Uzun kemikler dışında kalan kemiklerde sarı kemik iliği bulunmaz.
21.İnsanda iskelet baş, gövde ve üyeler olmak üzere üç kısımda incelenir.
22.Baş iskeleti, kafatası ve yüz iskeletinden meydana gelir.
23.Gövde iskeleti; omurga, göğüs kemiği, kaburgalar, omuz kemeri ve kalça kemeri olmak üzere beş kısımda incelenir.
24.Üyeler iskeleti kol ve bacak kemiklerinden meydana gelir.
25.İki ya da daha çok kemiğin bağlantı noktasına eklem denir.
26.Eklemler hareket derecesine göre oynamaz, az oynar ve oynar eklemler olmak üzere üçe ayrılır.
27.Oynamaz eklemler kafatası kemikleri arasında görülür.
28.Az oynar eklemler omurlar arasında bulunur. Ayrıca kaburgaların göğüs kemiği ile yaptığı eklem de az oy-nardır.
29.Oynar eklemler diz, kalça, el ve ayak bilekleri gibi yerlerde bulunur.
30.Oynar eklemlerde eklem yapan kemik uçları eklem kapsülü ile çevrilidir. Bu kapsülün iç yüzeyi slnoviyal zar denilen bir zarla örtülüdür. Bu zarın salgıladığı sıvı, eklem boşluğunda toplanarak eklem uçlarının kayganlığını sağlar.
31.İnsanlarda çizgili kas, düz kas ve kalp kası olmak üzere üç çeşit kas bulunur.
32.İskelet kaslarının kemiklere bağlanmasını sağlayan bağ dokusuna kas kirişi (tendon) denir.
33.Birbirine zıt çalışan kaslara antagonist kaslar denir. Aynı anda kasılıp gevşeyerek çalışan kaslara ise sinerjist kaslar adı verilir.
34.Bir kas telinin uyarılması için gerekli minimum uyarı şiddetine eşik şiddeti denir.
35.Kas teli eşik şiddetinden daha düşük uyarılara yanıt vermezken, eşik şiddeti veya bundan daha yüksek değerlerdeki uyarılara da aynı şiddetle cevap verir. Bu olaya "ya hep ya hiç kuralı" denir.
36.Uyarılan bir kasın kasılıp gevşemesi; gizli evre, ka-sılma evresi, gevşeme evresi ve dinlenme evresi olmak üzere dört evrede gerçekleşir.
37.Çizgili kaslar, dinlenme anında bile hafif kasılı durum da olurlar. Bu olaya tonus adı verilir.
38.Çizgili kasların kasılması "kayan iplikler hipotezi" ile açıklanır.
39.Kayan iplikler hipotezine göre kasılma sırasında aktin ve miyozin iplikleri ile A bandının boyu değişmez. I bandı kısalır, H bandı kaybolur, sarkomerin boyu kısalır.
40.Gevşemede ipliklerin boyu ile A bandının boyu yine değişmez, diğer olayların ise tersi gerçekleşir.
41.Kas kasıldığı zaman boyu kısalır, genişliği artar, hacmi değişmez.
42.Somatik sinirlerin iskelet kaslarında sonlandığı kollara motor uç plak denir.
43.Uyartıların motor uç plağa gelmesiyle buradan asetil- kolin salgılanır. Asetilkolin, kas hücrelerindeki endoplazmik retikulumdan kalsiyum iyonlarının çıkmasına neden olur. Bu iyonlar miyozin üzerindeki ATP'az enziminin serbest kalmasını sağlar. ATP'az enziminin, ATP'yi parçalaması sonucu açığa çıkan enerji kas kasılmasında kullanılır.
44.Kas kasılması sırasında ATP'ler harcandığı zaman, en kısa yoldan ATP sentezi için kreatin fosfat molekülü kullanılır.
45.Kreatin molekülü dinlenme sırasında ATP'den bir fosfat alarak kreatin - fosfat haline gelir.
46.ATP + Kreatin à ADP + Kreatin fosfat
47.ATP enerjisi kullanılıp bitince, kreatin fosfat hidroliz olarak fosfatını ADP'ye aktarır ve böylece hızlı bir şekilde ATP sentezlenmiş olur.
48.Kreatin fosfat + ADP à ATP + Kreatin
49.Kaslar oksijenli solunum yaparak ATP sentezlerler. Ancak yeterli oksijen bulunmadığı zaman oksijensiz solunumla da enerji üretebilirler. Oksijensiz solunum sonucu oluşan laktik asit kaslarda birikirse yorgunluğa neden olur.
50.Kas kasılması sırasında glikojen, glikoz, oksijen, ATP ve kreatin fosfat moleküllerinin miktarı azalırken; karbondioksit, kreatin, ADP, fosfat, laktik asit ve ısı miktarı artar.
51.Uyarılar, kaslara gevşemeye fırsat kalmadan art arda verilirse, kas kasılı durumda kalır. Bu durum fizyolojik tetanos adını alır.
52.Kaslarda bulunan miyofibrillerin ince olanlarına aktin, kalın olanlarına miyozin adı verilir.
53.Aktin ve miyozin ipliklerinin düzenli bir şekilde sıralanmasıyla çizgili kas telciğinde açık ve koyu renkli bantlar görülür.
54.Aktin ipliği ışığı az kırar ve açık renkli görülen I bandını oluşturur. Kalın olan miyozin ise ışığı çok kırdığından koyu renkli A bandını meydana getirir. A bandının ortasında açık renkli H bandı bulunur. I bandının ortasından geçen çizgi Z çizgisi, iki Z çizgisi arasında kalan bölge de sarkomer (kasılma birimi) adını alır.
DESTEK ve HAREKET SİSTEMLERİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR


1.Bir hücrelilerin gelişmiş bir destek yapıları olmamasına rağmen onlara şekil kazandıran yapılar vardır.
2.Amip dışında kalan bir hücrelilerde hücre zarını örten pelikula, hücreye belirli bir şekil kazandırır.
3.Bir hücreli canlılar ya enerji kullanmadan pasif hareket veya enerji kullanarak aktif hareket ederler.
4.Bir hücreli canlılarda uyartının yönüne bağlı yer değiştirme hareketlerine taksis adı verilir.
5.Taksis hareketi uyarı kaynağına doğru ise pozitif taksis, uyarı kaynağından uzaklaşma şeklinde ise negatif taksis adını alır.
6.Taksis hareketi uyaranın çeşitine göre fototaksis ve kemotaksis gibi isimler alır.
7.Çok yıllık bitkilerde desteklik görevini pek doku ve sert doku sağlar. Ayrıca selüloz çeper, turgor basıncı ve iletim demetleri de desteklik görevi yapabilir.
8.Bitkiler uyarıya karşı durum değiştirme hareketi yapar. Bu hareket uyaranın yönüne bağlı ise tropizma (yönelme), uyaranın yönüne bağlı değilse nasti (ırganım) adını alır.
9.Tropizma, uyarının geldiği yöne veya aksi yöne olmak üzere pozitif tropizma ya da negatif tropizma adını alır.
10.Tropizma hareketleri uyarının çeşitine göre fototropizma, geotropizma, hidrotropizma, kemotropizma, haptotropizma, travmatropizma gibi isimler alır.
11.Nasti hareketleri uyarının çeşidine göre fotonasti, sismonasti, termonasti gibi isimler alır.
12.Toprak solucanı gibi bazı omurgasız hayvanlarda vücut sıvısı ve kan desteklik görevi yapar. Buna hidrostatik iskelet denir.
13.Omurgasızların çoğunda desteklik görevini dış ve iç iskelet yapar.
14.Dış iskeletin üzerinde canlı doku bulunmaz. Eklembacaklılarda ve yumuşakçalarda görülür. Kaslar iskelete içten bağlanır. Büyümeyi sınırladığı için bazı hayvanlarda zaman zaman değiştirilir.
15.İç iskelet üzerinde çeşitli vücut örtüleri bulunur. Sün-gerlerde ve derisidikenlilerde görülür. Kaslar iskelete dıştan bağlanır.
16.Omurgalıların tamamında iç iskelet bulunur. En basit tipi ilkel kordalılardan Amphioxus'da bulunan notokorddur (sırt ipliği).
17.Omurgalı hayvanlardan köpek balıklarında iç iskelet kıkırdak dokudan oluşur. Diğer omurgalılarda ise embriyo döneminde kıkırdak dokudan oluşan iç iskelet, daha sonra kemik dokuya dönüşür.
18.İnsanda; şekillerine göre uzun, kısa ve yassı olmak üzere başlıca üç çeşit kemik bulunur.
19.Uzun kemiklere kol ve bacak kemikleri, kısa kemiklere el ve ayak bileği kemikleri, yassı kemiklere kafatası kemikleri örnek olarak verilebilir.
20.Uzun kemikler dışında kalan kemiklerde sarı kemik iliği bulunmaz.
21.İnsanda iskelet baş, gövde ve üyeler olmak üzere üç kısımda incelenir.
22.Baş iskeleti, kafatası ve yüz iskeletinden meydana gelir.
23.Gövde iskeleti; omurga, göğüs kemiği, kaburgalar, omuz kemeri ve kalça kemeri olmak üzere beş kısımda incelenir.
24.Üyeler iskeleti kol ve bacak kemiklerinden meydana gelir.
25.İki ya da daha çok kemiğin bağlantı noktasına eklem denir.
26.Eklemler hareket derecesine göre oynamaz, az oynar ve oynar eklemler olmak üzere üçe ayrılır.
27.Oynamaz eklemler kafatası kemikleri arasında görülür.
28.Az oynar eklemler omurlar arasında bulunur. Ayrıca kaburgaların göğüs kemiği ile yaptığı eklem de az oy-nardır.
29.Oynar eklemler diz, kalça, el ve ayak bilekleri gibi yerlerde bulunur.
30.Oynar eklemlerde eklem yapan kemik uçları eklem kapsülü ile çevrilidir. Bu kapsülün iç yüzeyi slnoviyal zar denilen bir zarla örtülüdür. Bu zarın salgıladığı sıvı, eklem boşluğunda toplanarak eklem uçlarının kayganlığını sağlar.
31.İnsanlarda çizgili kas, düz kas ve kalp kası olmak üzere üç çeşit kas bulunur.
32.İskelet kaslarının kemiklere bağlanmasını sağlayan bağ dokusuna kas kirişi (tendon) denir.
33.Birbirine zıt çalışan kaslara antagonist kaslar denir. Aynı anda kasılıp gevşeyerek çalışan kaslara ise sinerjist kaslar adı verilir.
34.Bir kas telinin uyarılması için gerekli minimum uyarı şiddetine eşik şiddeti denir.
35.Kas teli eşik şiddetinden daha düşük uyarılara yanıt vermezken, eşik şiddeti veya bundan daha yüksek değerlerdeki uyarılara da aynı şiddetle cevap verir. Bu olaya "ya hep ya hiç kuralı" denir.
36.Uyarılan bir kasın kasılıp gevşemesi; gizli evre, ka-sılma evresi, gevşeme evresi ve dinlenme evresi olmak üzere dört evrede gerçekleşir.
37.Çizgili kaslar, dinlenme anında bile hafif kasılı durum da olurlar. Bu olaya tonus adı verilir.
38.Çizgili kasların kasılması "kayan iplikler hipotezi" ile açıklanır.
39.Kayan iplikler hipotezine göre kasılma sırasında aktin ve miyozin iplikleri ile A bandının boyu değişmez. I bandı kısalır, H bandı kaybolur, sarkomerin boyu kısalır.
40.Gevşemede ipliklerin boyu ile A bandının boyu yine değişmez, diğer olayların ise tersi gerçekleşir.
41.Kas kasıldığı zaman boyu kısalır, genişliği artar, hacmi değişmez.
42.Somatik sinirlerin iskelet kaslarında sonlandığı kollara motor uç plak denir.
43.Uyartıların motor uç plağa gelmesiyle buradan asetil- kolin salgılanır. Asetilkolin, kas hücrelerindeki endoplazmik retikulumdan kalsiyum iyonlarının çıkmasına neden olur. Bu iyonlar miyozin üzerindeki ATP'az enziminin serbest kalmasını sağlar. ATP'az enziminin, ATP'yi parçalaması sonucu açığa çıkan enerji kas kasılmasında kullanılır.
44.Kas kasılması sırasında ATP'ler harcandığı zaman, en kısa yoldan ATP sentezi için kreatin fosfat molekülü kullanılır.
45.Kreatin molekülü dinlenme sırasında ATP'den bir fosfat alarak kreatin - fosfat haline gelir.
46.ATP + Kreatin à ADP + Kreatin fosfat
47.ATP enerjisi kullanılıp bitince, kreatin fosfat hidroliz olarak fosfatını ADP'ye aktarır ve böylece hızlı bir şekilde ATP sentezlenmiş olur.
48.Kreatin fosfat + ADP à ATP + Kreatin
49.Kaslar oksijenli solunum yaparak ATP sentezlerler. Ancak yeterli oksijen bulunmadığı zaman oksijensiz solunumla da enerji üretebilirler. Oksijensiz solunum sonucu oluşan laktik asit kaslarda birikirse yorgunluğa neden olur.
50.Kas kasılması sırasında glikojen, glikoz, oksijen, ATP ve kreatin fosfat moleküllerinin miktarı azalırken; karbondioksit, kreatin, ADP, fosfat, laktik asit ve ısı miktarı artar.
51.Uyarılar, kaslara gevşemeye fırsat kalmadan art arda verilirse, kas kasılı durumda kalır. Bu durum fizyolojik tetanos adını alır.
52.Kaslarda bulunan miyofibrillerin ince olanlarına aktin, kalın olanlarına miyozin adı verilir.
53.Aktin ve miyozin ipliklerinin düzenli bir şekilde sıralanmasıyla çizgili kas telciğinde açık ve koyu renkli bantlar görülür.
54.Aktin ipliği ışığı az kırar ve açık renkli görülen I bandını oluşturur. Kalın olan miyozin ise ışığı çok kırdığından koyu renkli A bandını meydana getirir. A bandının ortasında açık renkli H bandı bulunur. I bandının ortasından geçen çizgi Z çizgisi, iki Z çizgisi arasında kalan bölge de sarkomer (kasılma birimi) adını alır.

SİNİR SİSTEMİ VE DUYU ORGANLARI


1.Sinir sistemi, endokrin sistem ile birlikte denetleyici ve düzenleyici görev yapar.
2.Omurgasız hayvanlardan süngerlerde sinir sistemi bulunmaz.
3.Sinir hücrelerine ilk kez sölenterlerde rastlanır. Sölenterlerde ağsı (diffus) sinir sistemi görülür. Solucanlarda ip merdiven sinir sistemi bulunur. Omurgasız hayvanlardaki sinir düğümlerine ganglion adı verilir.
4.Nöronlar görevlerine göre üçe ayrılır. Duyu nöronları, uyarıları duyu organlarındaki reseptörlerden alıp merkezi sinir sistemine (beyin ve omurilik) ileten nöronlardır. Ara nöronlar, merkezi sinir sisteminde bulunup, duyu ve motor sinirler arasında bağlantıyı sağlayan nöronlardır. Motor nöronlar, merkezi sinir sisteminden aldığı emirleri efektör organlara (kas ve salgı bezi) ileten nöronlardır.
5.Uyarıların sinir hücrelerinde oluşturdukları elektriksel ve kimyasal değişikliklere impuls (uyartı) denir.
6.Aksonun dinlenme halindeyken dışı pozitif içi negatif yüklüdür. Buna polarizasyon (kutuplaşma) denir.
7.İmpuls iletimi sırasında kutuplaşmanın bozulmasına (dışının negatif, içinin pozitif hale gelmesine) depolarizasyon denir. İmpuls geçtikten sonra aksonun yeniden eski haline gelmesine repolarizasyon adı verilir. Polarizasyon ve repolarizasyon olayları sırasında ATP harcanır. Depolarizasyon sırasında ise enerji harcanmaz.
8.Ranvier boğumlarında miyelin yoktur. İmpulslar ranvier boğumlarında atlamalı iletim yaptığı için daha hızlı iletilir.
9.Bir nöronda akson çapı arttıkça impuls iletim hızı da artar. Bir nöronun uyarılabilmesi için gereken minimum uyarı şiddetine eşik şiddeti denir. Sinir hücresi eşik değerden daha az şiddetteki uyarılara cevap vermez. Eşik değere eşit ve daha yukarıdaki uyarılara aynı hızda cevap verir (ya hep ya hiç kuralı).
10.Eşik değerinin üzerindeki uyarılarda impulsun hızı ve etkisi değişmez. Çünkü gerekli enerji uyarandan değil, nörondan sağlanır.
11.Uyarı eşik şiddetinin üzerinde ise İmpulsun sayısı değişir.
12.Sinapslar uyartıların ilk değerlendirme ve kontrol yerleridir.
13.Sinapslarda uyartının yönü aksondan dendrite doğrudur.
14.Nörotransmitter maddeler sinapslarda uyartının bir nörondan diğerine taşınmasını sağlayan özel kimya sal maddelerdir.
15.Bir uyartının sinapstan geçişi nörondaki taşınma hızından daha yavaştır.
16.Organizmaya dışarıdan gelen uyarıların duyu reseptörlerinden (almaç) itibaren izlediği yol; duyu almacı - impuls - duyu nöronları - merkezi sinir sistemi - motor nöronlar - tepkime organı şeklindedir.
17.İnsanda sinir sistemi, merkezi sinir sistemi ve çevresel sinir sistemi olmak üzere ikiye ayrılır.
18.Merkezi sinir sistemi, beyin ve omuriliği kapsar. Beyin de ön, orta ve arka beyin olmak üzere üç bölümde incelenir.
19.Çevresel sinir sistemi, somatik ve otonom sinirlerden oluşur.
20.Ön beyin; beynin en büyük kısmıdır, uç beyin ve ara beyin olmak üzere ikiye ayrılır.
21.Uç beyin iki yarım küreden oluşur. Ön beynin iç kısmı ak maddeden, dış kısmı ise boz maddeden meydana gelmiştir. Boz maddeden oluşan kısım beyin kabuğu adını alır.
22.Beyin kabuğu; zeka, bilinç, hafıza, değerlendirme, çağrışım gibi faaliyetleri ve öğrenilmiş davranışları kontrol eder. Ayrıca duyu, hareket, yazma, konuşma, işitme gibi merkezleri de içerir.
23.Uç beyin hariç beynin diğer kısımları öğrenilmemiş (otomatik) davranışlarla ilgilidir.
24.Ara beyin, talamus ve hipotalamusu içine alır. Talamus, duyu nöronlarıyla gelen impulsların (koku hariç) dağıtım merkezidir. Hipotalamus; vücut sıcaklığını, kan basıncını, eşeysel faaliyetleri, iştahı ve vücudun su dengesini düzenler. Ayrıca hipofiz bezinin çalışmasını kontrol eder.
25.Orta beyin bazı görme ve işitme refleks merkezlerini kapsar (bir ses duyan köpeğin kulağını dikmesi, ışığın şiddetine göre göz bebeğinin büyüyüp küçülmesi gibi).
26.Arka beyin, beyincik ve omurilik soğanı olmak üzere iki bölümden oluşur.
27.Beyincik kas faaliyetlerinin düzenli olmasını ve vücut dengesini sağlar.
28.Beyincik beyin gibi iki yarım küreden oluşur. Kabuk kısmında boz, altında ak madde bulunur.
29.Pons (varol köprüsü) beyincik yarım küreleri arasında bağlantı kuran kalın bir sinir demetidir.
30.Omurilik soğanı vücut içi refleks kontrolü yapar. Beyin ve omurilik arasında mesaj iletir. Yutma, çiğneme, do¬laşım, solunum gibi merkezleri bulundurur.
31.Omurilik soğanı yapı olarak omuriliğe benzer. Dış tarafı ak maddeden, iç tarafı boz maddeden oluşur.
32.Beyinden gelen sinirler omurilik soğanından çapraz yaparak geçerler; yani beynin sağ tarafından gelenler sola, sol tarafından gelenler sağa yönelirler.
33.Omurilik beynin tersine dışta ak, içte boz maddeden oluşur. Boz maddede ön (ventral) kök, arka (dorsal) kök ve yan kökler bulunur. Arka kökte duyu nöronları, ön kökte motor nöronlar bulunur.
34.Duyu organlarından gelen impulsların çoğu beyne ulaşmadan önce omurilikte çapraz yapar.
35.Omuriliğin; beyin ve duyu organlar arasında mesaj taşımak, alışkanlık hareketlerini denetlemek ve bazı refleks olaylarını düzenlemek şeklinde üç ayrı görevi vardır.
36.Belli bir uyarana karşı gösterilen ani tepkilere refleks denir.
37.Bir refleks yayında, impulsun oluşmasından tepkinin ortaya çıkışına kadar izlenen yolda yer alan yapılar; duyu organı - arka (dorsal) kök - boz madde - ön (ventral) kök - efektör organ şeklinde sıralanır.
38.İnsanlarda doğuştan gelen ortak reflekslere kalıtsal refleks denir. Örneğin; diz kapağı ve bebeklerdeki emme refleksi.
39.İnsanlarda sonradan kazanılan reflekslere koşullu (şartlı) refleks denir. Örneğin limon görünce ağzın sulanması.
40.Beyin ve omurilikten çıkan sinirler çevresel sinir sistemini oluşturur.
41.İnsanda beyin sinirlerinin en önemlisi vagus, omurilik sinirlerinin en önemlisi ise siyatik sinirleridir. Somatik sinir sistemi isteğimizle çalışan organları yönetir ve miyelinli sinirlerden oluşur. Otonom sinir sistemi isteğimiz dışında çalışan organları yönetir ve miyelinsiz motor sinirlerden oluşur. Otonom sinir sistemi sempatik ve parasempatik sinirlerden meydana gelir. Her iç organa biri sempatik, diğeri parasempatik sinir sisteminden gelen bir çift sinir gider.
42.Sempatik ve parasempatik sinirler birbirine zıt çalışır. Göz ışığa duyarlı reseptörlerin (fotoreseptör) bulunduğu çok özelleşmiş bir organdır.
43.Göz dıştan içe doğru sert tabaka, damar tabaka, ağ tabaka olmak üzere üç tabakadan oluşur. Sert tabaka (sklera); gözün iç kısımlarını korur ve göz yuvarlağının şeklini sabit tutar. Sert tabaka gözün ön tarafında incelerek ışığı geçiren kornea yı (saydam tabaka) oluşturur. Kornea ışığı kırarak mercek üzerine düşmesini sağlar. Damar tabaka (koroid); gözü besleyen kan damarlarını bulundurur.
44.Damar tabaka gözün ön kısmında kalınlaşarak iris'i oluşturur. İris taşıdığı pigmente göre göze renk verir. İrisin ortasındaki deliğe göz bebeği denir. Göz bebeği büyüyüp küçülerek göze gelen ışık miktarını ayarlar.
45.Göz bebeği az ışıkta büyür, çok ışıkta küçülür, irisin arkasında saydam ve esnek yapıda bir göz merceği bulunur. İnce kenarlı olan mercek, göz bebeğinden gelen ışınları kırarak retinaya düşmesini sağlar.
46.Göze gelen ışığa göre göz merceğinin kalınlığı değiştirilir ve odak uzaklığı ayarlanır. Buna göz uyumu denir.
47.Ağ tabaka (retina), fotoreseptörlerin ve sinirlerin bulunduğu yerdir.
48.Ağ tabakadaki koni reseptörleri ışıkta renkli görmeyi, çomak reseptörleri ise karanlıkta şekli görmeyi sağlar. Göz sinirinin retinayı deldiği yere kör nokta denir. Reseptör bulunmayan bu kısımda görüntü oluşmaz.
49.Kornea ve mercekten geçen eksenin retinaya değdiği yere sarı benek adı verilir. Burada koni hücreleri çok olduğundan görme daha nettir.
50.Göze gelen ışınlar korneada kırıldıktan sonra göz bebeğinden geçer ve merceğe gelir. Mercekte bir kez daha kırıldıktan sonra camsı cismi geçerek retinada ters bir görüntü oluşturur. Bu durum reseptörleri uyarır ve impulslar sinirlerle beynin görme merkezine iletilerek değerlendirilir.
51.Göz yuvarlağının normalden daha uzun olmasıyla ortaya çıkan miyop gözde, görüntü retinanın önüne dü¬şer. Miyoplar uzağı iyi göremezler. Bu göz kusurunda kalın kenarlı mercekler kullanılır.
52.Göz yuvarlağının normalden daha kısa olmasıyla ortaya çıkan hipermetrop gözde, görüntü retinanın arkasına düşer. Hipermetroplar yakını iyi göremezler. Bu göz kusurunda ince kenarlı mercekler kullanılır.
53.Astigmatizm kornea ya da göz merceğinin yüzeyindeki kavislenmede oluşan bozukluktur. Bu göz kusurunda silindirik mercek kullanılır.
54.Prespitlik, yaşlandıkça göz merceğinin esnekliğini kaybetmesidir. Yakını iyi göremeyen bu kişilerde ince kenarlı mercekler kullanılır.
55.Kulak hem işitme hem de denge organıdır. Dış, orta ve iç kulak olmak üzere üç bölümde incelenir.
56.Dış kulak, kulak kepçesi ve kulak yolundan oluşur.
57.Orta kulak, dıştan kulak zarı ile içten ise oval pencere ile kapatılmıştır.
58.Orta kulakta bulunan çekiç, örs ve üzengi kemikleri ses dalgalarını 20 kat kuvvetlendirerek iç kulaktaki oval pencereye iletir.
59.Orta kulak östaki borusu denilen bir kanalla yutağa açılır. Bu yapı orta kulak ile dış ortam arasındaki hava basıncını dengede tutma görevi yapar.
60.İç kulak; tulumcuk, kesecik ve salyangoz olmak üzere üç kısımda incelenir. Tulumcuk ve kesecik denge ile ilgili kısımlardır.
61.Salyangoz işitme reseptörlerini bulundurur. Salyangozun helezonları açılırsa üstte vestibular, ortada koh- lear, altta timpanik kanal adını alan üç kanaldan meydana geldiği görülür.
62.İşitme reseptörlerinin bulunduğu korti organı kohlear kanalda bulunur.
63.Reseptör hücreler timpanik kanalı kohlear kanaldan ayıran temel zar üzerine yerleşmişlerdir.
64.Kulak kepçesi tarafından toplanan ses dalgaları dış kulak yolundan geçerek kulak zarında titreşimler oluşturur ve orta kulak kemiklerine iletilir. Titreşimler oval pencereden geçtikten sonra vestibular kanaldaki perilenf sıvısında basınç oluşturur. Basınç dalgası timpanik kanala geçer ve perilenf yoluyla yuvarlak pencere zarını orta kulağa doğru iter. Bu durumda temel zar hareket eder ve korti organındaki reseptörler uyarılarak duyu sinirlerinde impulsları başlatır.
65.İç kulakta bulunan tulumcuk, kesecik, yarım daire kanalları ve otolit denilen küçük kristaller dengede görev yapar.
66.Burun boşluğunun üst kısmında sarı bölge adı verilen koku alma alanı bulunur. Bu kısım koku alma reseptörlerini içerir.
67.Koku soğanından çıkan sinirler talamusa uğramadan beyin kabuğundaki koku alma merkezine iletilir.
68.Koku reseptörleri sadece mukus içinde eriyebilen maddelerle uyarılabilir.
69.Koklama duyu organı çabuk yorulur.
70.Dildeki papilla adı verilen yapılarda tat alma cisimcikleri bulunur. Bu cisimcikler reseptör hücrelerden oluşur.
71.Tatlı duyusunu alan duyu hücreleri dilin ön kısmında, acıyı alan arka ucunda, ekşi ve tuzluyu alanlar ise yanlarda daha çok bulunur.
72.Tat alma mekanizması, koku alma mekanizmasına benzer. Tadın alınması için besin maddesinin su veya tükürük içinde erimesi gerekir.
73.Deri dokunma duyu organıdır. Yapısında ayrıca basınç, sıcaklık, ağrı gibi duyuları alabilen mekanoreseptörler bulunur.
74.Deri; üst deri (epidermis) ve alt deri (dermiş) olmak üzere iki tabakadan oluşur.
75.Üst deride kan damarları ve sinirler bulunmaz.
76.Üst derinin korun tabakası yassı ve ölü hücreleri kapsar. Buradaki keratin maddesi deriyi dış etkilere karşı korur. Malpigi tabakası korun tabakasının altında bu¬lunur. Canlı hücrelerden oluşan bu tabakada deriye renk veren melanin pigmenti sentezlenir.
77.Alt deri canlı hücrelerden oluşur. Burada kan damarları ve sinirler bulunur. Ayrıca kıl kökleri, ter bezleri, yağ bezleri, lenf damarları ve çeşitli almaçlar da alt deride yer alır.

HAYVANSAL DOKULAR



1.Hayvansal dokular; epitel doku, bağ ve destek doku, kas doku ve sinir doku olmak üzere dörde ayrılır.
2.Epitel dokunun kendine ait kan damarları yoktur.
3.Epitel doku; örtü epiteli, bez epiteli ve duyu epiteli olmak üzere üçe ayrılır.
4.Örtü epiteli vücudun iç ve dış yüzeyini örter. Tek katlı olan örtü epitelinin hücreleri yassı, kübik ve silindirik şekillerde olabilir. Çok katlı olan örtü epiteli, çok sayıda epitel hücresinin üst üste gelmesiyle oluşur. Omurgalıların derisinde bulunur.
5.Bez epiteli salgı üreten epitel çeşitidir. Bir hücreli bezlere örnek olarak mukus salgılayan goblet hücreleri verilebilir. Çok hücreli bezler salgılama şekillerine göre; ekzokrin, endokrin ve karma bezler olmak üzere üçe ayrılır.
6.Duyu epiteli; dış ortamdan gelen uyarıları alan özelleşmiş epitel hücreleridir. Tat alma epiteli, koku alma epiteli örnek olarak verilebilir.
7.Bağ ve destek dokunun hücreleri arasında boşluklar bulunur. Bağ doku diğer doku ve organların arasını doldurarak onları birbirine bağlar.
8.Bağ ve destek doku; temel bağ doku, kıkırdak doku, kemik doku, yağ doku ve kan doku olmak üzere beş bölümde incelenir.
9.Temel bağ dokunun en önemli hücreleri fibroblast, makrofaj ve mast hücreleridir.
10.Fibroblast hücreleri temel bağ dokunun liflerini oluşturur. Makrofaj hücreleri fagositoz yoluyla vücudu savunur. Mast hücreleri ise heparin ve histamin salgılar.
11.Temel bağ dokuda; kollajen, elastik ve ağsı lifler olmak üzere üç çeşit protein yapılı lif bulunur.
12.Kıkırdak doku, omurgalı hayvanların embriyolarında iskeleti oluşturur.
13.Kıkırdak doku hücrelerine kondrosit denir. Bu dokuda kan damarı yoktur.
14.Kıkırdak doku; hiyalin kıkırdak, elastik kıkırdak ve fibröz kıkırdak olmak üzere üç bölümde incelenir.
15.Kemik doku hücreleri osteosit, ara madde osein adını alır.
16.Kemik dokuda kalınlaşma ve onarımı periost denilen kemik zarı sağlar.
17.Kemik doku, sert kemik ve süngerimsi kemik olmak üzere ikiye ayrılır.
18.Sert kemik doku, kısa ve yassı kemiklerin dışı ile uzun kemiklerin gövdesinde bulunur. Bu dokudaki havers ve volkman kanallarında kan damarları ve sinirler bulunur.
19.Süngerimsi kemik doku, yassı ve kısa kemiklerin içi ile uzun kemiklerin uç bölgesinde bulunur. Bu dokunun gözeneklerini kırmızı kemik iliği doldurur.
20.Yağ doku hücrelerine lipoblast denir.
21.Yağ dokunun vücut ısısını koruma, enerji sağlama, iç organları koruma, kış uykusuna yatan hayvanların su ihtiyacını karşılama gibi görevleri vardır.
22.Kan doku, plazma ve kan hücrelerinden oluşur.
23.Plazma kan dokunun ara maddesidir. % 90-92'si su, % 7-8'i protein, geri kalanı da inorganik maddelerden oluşur.
24.Kan hücreleri; alyuvar, akyuvar ve kan pulcukları olmak üzere üç çeşittir.
25.Alyuvarlar (eritrositler), olgunlaşıp kana karışınca çekirdeklerini kaybederler. İçerdikleri hemoglobin sayesinde kana kırmızı renk verirler. Alyuvarların görevi hemoglobin yardımıyla oksijen ve karbondioksit taşımaktır.
26.Akyuvarlar (lökositler), antikor üreterek veya fagositoz yaparak vücudu savunurlar.
27.Akyuvarlar granüllü ve granülsüz olmak üzere ikiye ayrılırlar. Granüllü akyuvarların nötrofil, eozinofil, bazofil gibi çeşitleri vardır. Granülsüz akyuvarlar ise lenfosit ve monosit olmak üzere iki çeşittir.
28.Kan pulcukları (trombositler), kanın pıhtılaşmasında görev yaparlar.
29.insanlarda; A, B, AB ve 0 olmak üzere dört çeşit kan grubu vardır.
30.0 grubu bütün gruplara kan verdiği için genel verici, AB grubu bütün gruplardan kan aldığı için genel alıcı olarak adlandırılır.
31.Kas doku hareketi sağlayan dokudur. Hücreleri arasında ara madde yoktur.
32.Kas doku hücrelerinin zarlarına sarkolemma, sitoplazmasına sarkoplazma denir.
33.Kas dokuda, kasılıp gevşemeyi sağlayan iplikçiklere miyofibril denir. Bunlar aktin ve miyozin proteinlerinden oluşur.
34.Kas doku; düz kas, çizgili kas ve kalp kası olmak üzere üçe ayrılır.
35.Düz kaslar; mekik şeklinde, tek çekirdekli hücrelerden oluşur. İsteğimiz dışında çalışan organların yapısında bulunur. Kasılmaları yavaş ve uzun sürelidir.
36.Çizgili kaslar; silindir şeklinde, çok çekirdekli hücrelerden oluşur, isteğimizle çalışan organların yapısında bulunur. Kasılmaları hızlı ancak kısa sürelidir.
37.Kalp kası; şekil olarak çizgili kaslara, çalışma olarak da düz kaslara benzer.
38.Sinir doku nöron denilen hücrelerden oluşur.
39.Nöronlarda sentrozom bulunmadığı için mitoz bölünme görülmez.
40.Nöron gövdesinden çıkan kısa uzantılara dendrit, daha uzun olan uzun uzantılara ise akson adı verilir.
41.Nöronlarda uyartının yönü dendritten aksona doğrudur.
42.Schwan kını aksonun en dışındaki hücresel kılıftır. Rejenerasyonda görev yapar.
43.Miyelin, schvvan kını altındaki yağlı ve hücresel olmayan kılıftır. Uyartıların daha hızlı iletilmesini sağlar.
44.Miyelin kılıfın akson üzerinde kesintiye uğradığı bölgelere ranvier boğumu adı verilir.
45.Bir nöronun aksonu ile diğerinin dendriti arasındaki boşluğa sinaps denir. Uyartılar bir nörondan diğerine sinapstan geçerek iletilir.
SİNİR SİSTEMİ VE DUYU ORGANLARI


1.Sinir sistemi, endokrin sistem ile birlikte denetleyici ve düzenleyici görev yapar.
2.Omurgasız hayvanlardan süngerlerde sinir sistemi bulunmaz.
3.Sinir hücrelerine ilk kez sölenterlerde rastlanır. Sölenterlerde ağsı (diffus) sinir sistemi görülür. Solucanlarda ip merdiven sinir sistemi bulunur. Omurgasız hayvanlardaki sinir düğümlerine ganglion adı verilir.
4.Nöronlar görevlerine göre üçe ayrılır. Duyu nöronları, uyarıları duyu organlarındaki reseptörlerden alıp merkezi sinir sistemine (beyin ve omurilik) ileten nöronlardır. Ara nöronlar, merkezi sinir sisteminde bulunup, duyu ve motor sinirler arasında bağlantıyı sağlayan nöronlardır. Motor nöronlar, merkezi sinir sisteminden aldığı emirleri efektör organlara (kas ve salgı bezi) ileten nöronlardır.
5.Uyarıların sinir hücrelerinde oluşturdukları elektriksel ve kimyasal değişikliklere impuls (uyartı) denir.
6.Aksonun dinlenme halindeyken dışı pozitif içi negatif yüklüdür. Buna polarizasyon (kutuplaşma) denir.
7.İmpuls iletimi sırasında kutuplaşmanın bozulmasına (dışının negatif, içinin pozitif hale gelmesine) depolarizasyon denir. İmpuls geçtikten sonra aksonun yeniden eski haline gelmesine repolarizasyon adı verilir. Polarizasyon ve repolarizasyon olayları sırasında ATP harcanır. Depolarizasyon sırasında ise enerji harcanmaz.
8.Ranvier boğumlarında miyelin yoktur. İmpulslar ranvier boğumlarında atlamalı iletim yaptığı için daha hızlı iletilir.
9.Bir nöronda akson çapı arttıkça impuls iletim hızı da artar. Bir nöronun uyarılabilmesi için gereken minimum uyarı şiddetine eşik şiddeti denir. Sinir hücresi eşik değerden daha az şiddetteki uyarılara cevap vermez. Eşik değere eşit ve daha yukarıdaki uyarılara aynı hızda cevap verir (ya hep ya hiç kuralı).
10.Eşik değerinin üzerindeki uyarılarda impulsun hızı ve etkisi değişmez. Çünkü gerekli enerji uyarandan değil, nörondan sağlanır.
11.Uyarı eşik şiddetinin üzerinde ise İmpulsun sayısı değişir.
12.Sinapslar uyartıların ilk değerlendirme ve kontrol yerleridir.
13.Sinapslarda uyartının yönü aksondan dendrite doğrudur.
14.Nörotransmitter maddeler sinapslarda uyartının bir nörondan diğerine taşınmasını sağlayan özel kimya sal maddelerdir.
15.Bir uyartının sinapstan geçişi nörondaki taşınma hızından daha yavaştır.
16.Organizmaya dışarıdan gelen uyarıların duyu reseptörlerinden (almaç) itibaren izlediği yol; duyu almacı - impuls - duyu nöronları - merkezi sinir sistemi - motor nöronlar - tepkime organı şeklindedir.
17.İnsanda sinir sistemi, merkezi sinir sistemi ve çevresel sinir sistemi olmak üzere ikiye ayrılır.
18.Merkezi sinir sistemi, beyin ve omuriliği kapsar. Beyin de ön, orta ve arka beyin olmak üzere üç bölümde incelenir.
19.Çevresel sinir sistemi, somatik ve otonom sinirlerden oluşur.
20.Ön beyin; beynin en büyük kısmıdır, uç beyin ve ara beyin olmak üzere ikiye ayrılır.
21.Uç beyin iki yarım küreden oluşur. Ön beynin iç kısmı ak maddeden, dış kısmı ise boz maddeden meydana gelmiştir. Boz maddeden oluşan kısım beyin kabuğu adını alır.
22.Beyin kabuğu; zeka, bilinç, hafıza, değerlendirme, çağrışım gibi faaliyetleri ve öğrenilmiş davranışları kontrol eder. Ayrıca duyu, hareket, yazma, konuşma, işitme gibi merkezleri de içerir.
23.Uç beyin hariç beynin diğer kısımları öğrenilmemiş (otomatik) davranışlarla ilgilidir.
24.Ara beyin, talamus ve hipotalamusu içine alır. Talamus, duyu nöronlarıyla gelen impulsların (koku hariç) dağıtım merkezidir. Hipotalamus; vücut sıcaklığını, kan basıncını, eşeysel faaliyetleri, iştahı ve vücudun su dengesini düzenler. Ayrıca hipofiz bezinin çalışmasını kontrol eder.
25.Orta beyin bazı görme ve işitme refleks merkezlerini kapsar (bir ses duyan köpeğin kulağını dikmesi, ışığın şiddetine göre göz bebeğinin büyüyüp küçülmesi gibi).
26.Arka beyin, beyincik ve omurilik soğanı olmak üzere iki bölümden oluşur.
27.Beyincik kas faaliyetlerinin düzenli olmasını ve vücut dengesini sağlar.
28.Beyincik beyin gibi iki yarım küreden oluşur. Kabuk kısmında boz, altında ak madde bulunur.
29.Pons (varol köprüsü) beyincik yarım küreleri arasında bağlantı kuran kalın bir sinir demetidir.
30.Omurilik soğanı vücut içi refleks kontrolü yapar. Beyin ve omurilik arasında mesaj iletir. Yutma, çiğneme, do¬laşım, solunum gibi merkezleri bulundurur.
31.Omurilik soğanı yapı olarak omuriliğe benzer. Dış tarafı ak maddeden, iç tarafı boz maddeden oluşur.
32.Beyinden gelen sinirler omurilik soğanından çapraz yaparak geçerler; yani beynin sağ tarafından gelenler sola, sol tarafından gelenler sağa yönelirler.
33.Omurilik beynin tersine dışta ak, içte boz maddeden oluşur. Boz maddede ön (ventral) kök, arka (dorsal) kök ve yan kökler bulunur. Arka kökte duyu nöronları, ön kökte motor nöronlar bulunur.
34.Duyu organlarından gelen impulsların çoğu beyne ulaşmadan önce omurilikte çapraz yapar.
35.Omuriliğin; beyin ve duyu organlar arasında mesaj taşımak, alışkanlık hareketlerini denetlemek ve bazı refleks olaylarını düzenlemek şeklinde üç ayrı görevi vardır.
36.Belli bir uyarana karşı gösterilen ani tepkilere refleks denir.
37.Bir refleks yayında, impulsun oluşmasından tepkinin ortaya çıkışına kadar izlenen yolda yer alan yapılar; duyu organı - arka (dorsal) kök - boz madde - ön (ventral) kök - efektör organ şeklinde sıralanır.
38.İnsanlarda doğuştan gelen ortak reflekslere kalıtsal refleks denir. Örneğin; diz kapağı ve bebeklerdeki emme refleksi.
39.İnsanlarda sonradan kazanılan reflekslere koşullu (şartlı) refleks denir. Örneğin limon görünce ağzın sulanması.
40.Beyin ve omurilikten çıkan sinirler çevresel sinir sistemini oluşturur.
41.İnsanda beyin sinirlerinin en önemlisi vagus, omurilik sinirlerinin en önemlisi ise siyatik sinirleridir. Somatik sinir sistemi isteğimizle çalışan organları yönetir ve miyelinli sinirlerden oluşur. Otonom sinir sistemi isteğimiz dışında çalışan organları yönetir ve miyelinsiz motor sinirlerden oluşur. Otonom sinir sistemi sempatik ve parasempatik sinirlerden meydana gelir. Her iç organa biri sempatik, diğeri parasempatik sinir sisteminden gelen bir çift sinir gider.
42.Sempatik ve parasempatik sinirler birbirine zıt çalışır. Göz ışığa duyarlı reseptörlerin (fotoreseptör) bulunduğu çok özelleşmiş bir organdır.
43.Göz dıştan içe doğru sert tabaka, damar tabaka, ağ tabaka olmak üzere üç tabakadan oluşur. Sert tabaka (sklera); gözün iç kısımlarını korur ve göz yuvarlağının şeklini sabit tutar. Sert tabaka gözün ön tarafında incelerek ışığı geçiren kornea yı (saydam tabaka) oluşturur. Kornea ışığı kırarak mercek üzerine düşmesini sağlar. Damar tabaka (koroid); gözü besleyen kan damarlarını bulundurur.
44.Damar tabaka gözün ön kısmında kalınlaşarak iris'i oluşturur. İris taşıdığı pigmente göre göze renk verir. İrisin ortasındaki deliğe göz bebeği denir. Göz bebeği büyüyüp küçülerek göze gelen ışık miktarını ayarlar.
45.Göz bebeği az ışıkta büyür, çok ışıkta küçülür, irisin arkasında saydam ve esnek yapıda bir göz merceği bulunur. İnce kenarlı olan mercek, göz bebeğinden gelen ışınları kırarak retinaya düşmesini sağlar.
46.Göze gelen ışığa göre göz merceğinin kalınlığı değiştirilir ve odak uzaklığı ayarlanır. Buna göz uyumu denir.
47.Ağ tabaka (retina), fotoreseptörlerin ve sinirlerin bulunduğu yerdir.
48.Ağ tabakadaki koni reseptörleri ışıkta renkli görmeyi, çomak reseptörleri ise karanlıkta şekli görmeyi sağlar. Göz sinirinin retinayı deldiği yere kör nokta denir. Reseptör bulunmayan bu kısımda görüntü oluşmaz.
49.Kornea ve mercekten geçen eksenin retinaya değdiği yere sarı benek adı verilir. Burada koni hücreleri çok olduğundan görme daha nettir.
50.Göze gelen ışınlar korneada kırıldıktan sonra göz bebeğinden geçer ve merceğe gelir. Mercekte bir kez daha kırıldıktan sonra camsı cismi geçerek retinada ters bir görüntü oluşturur. Bu durum reseptörleri uyarır ve impulslar sinirlerle beynin görme merkezine iletilerek değerlendirilir.
51.Göz yuvarlağının normalden daha uzun olmasıyla ortaya çıkan miyop gözde, görüntü retinanın önüne dü¬şer. Miyoplar uzağı iyi göremezler. Bu göz kusurunda kalın kenarlı mercekler kullanılır.
52.Göz yuvarlağının normalden daha kısa olmasıyla ortaya çıkan hipermetrop gözde, görüntü retinanın arkasına düşer. Hipermetroplar yakını iyi göremezler. Bu göz kusurunda ince kenarlı mercekler kullanılır.
53.Astigmatizm kornea ya da göz merceğinin yüzeyindeki kavislenmede oluşan bozukluktur. Bu göz kusurunda silindirik mercek kullanılır.
54.Prespitlik, yaşlandıkça göz merceğinin esnekliğini kaybetmesidir. Yakını iyi göremeyen bu kişilerde ince kenarlı mercekler kullanılır.
55.Kulak hem işitme hem de denge organıdır. Dış, orta ve iç kulak olmak üzere üç bölümde incelenir.
56.Dış kulak, kulak kepçesi ve kulak yolundan oluşur.
57.Orta kulak, dıştan kulak zarı ile içten ise oval pencere ile kapatılmıştır.
58.Orta kulakta bulunan çekiç, örs ve üzengi kemikleri ses dalgalarını 20 kat kuvvetlendirerek iç kulaktaki oval pencereye iletir.
59.Orta kulak östaki borusu denilen bir kanalla yutağa açılır. Bu yapı orta kulak ile dış ortam arasındaki hava basıncını dengede tutma görevi yapar.
60.İç kulak; tulumcuk, kesecik ve salyangoz olmak üzere üç kısımda incelenir. Tulumcuk ve kesecik denge ile ilgili kısımlardır.
61.Salyangoz işitme reseptörlerini bulundurur. Salyangozun helezonları açılırsa üstte vestibular, ortada koh- lear, altta timpanik kanal adını alan üç kanaldan meydana geldiği görülür.
62.İşitme reseptörlerinin bulunduğu korti organı kohlear kanalda bulunur.
63.Reseptör hücreler timpanik kanalı kohlear kanaldan ayıran temel zar üzerine yerleşmişlerdir.
64.Kulak kepçesi tarafından toplanan ses dalgaları dış kulak yolundan geçerek kulak zarında titreşimler oluşturur ve orta kulak kemiklerine iletilir. Titreşimler oval pencereden geçtikten sonra vestibular kanaldaki perilenf sıvısında basınç oluşturur. Basınç dalgası timpanik kanala geçer ve perilenf yoluyla yuvarlak pencere zarını orta kulağa doğru iter. Bu durumda temel zar hareket eder ve korti organındaki reseptörler uyarılarak duyu sinirlerinde impulsları başlatır.
65.İç kulakta bulunan tulumcuk, kesecik, yarım daire kanalları ve otolit denilen küçük kristaller dengede görev yapar.
66.Burun boşluğunun üst kısmında sarı bölge adı verilen koku alma alanı bulunur. Bu kısım koku alma reseptörlerini içerir.
67.Koku soğanından çıkan sinirler talamusa uğramadan beyin kabuğundaki koku alma merkezine iletilir.
68.Koku reseptörleri sadece mukus içinde eriyebilen maddelerle uyarılabilir.
69.Koklama duyu organı çabuk yorulur.
70.Dildeki papilla adı verilen yapılarda tat alma cisimcikleri bulunur. Bu cisimcikler reseptör hücrelerden oluşur.
71.Tatlı duyusunu alan duyu hücreleri dilin ön kısmında, acıyı alan arka ucunda, ekşi ve tuzluyu alanlar ise yanlarda daha çok bulunur.
72.Tat alma mekanizması, koku alma mekanizmasına benzer. Tadın alınması için besin maddesinin su veya tükürük içinde erimesi gerekir.
73.Deri dokunma duyu organıdır. Yapısında ayrıca basınç, sıcaklık, ağrı gibi duyuları alabilen mekanoreseptörler bulunur.
74.Deri; üst deri (epidermis) ve alt deri (dermiş) olmak üzere iki tabakadan oluşur.
75.Üst deride kan damarları ve sinirler bulunmaz.
76.Üst derinin korun tabakası yassı ve ölü hücreleri kapsar. Buradaki keratin maddesi deriyi dış etkilere karşı korur. Malpigi tabakası korun tabakasının altında bu¬lunur. Canlı hücrelerden oluşan bu tabakada deriye renk veren melanin pigmenti sentezlenir.
77.Alt deri canlı hücrelerden oluşur. Burada kan damarları ve sinirler bulunur. Ayrıca kıl kökleri, ter bezleri, yağ bezleri, lenf damarları ve çeşitli almaçlar da alt deride yer alır.

LİSE-4
BİRİNCİ ÜNİTE ÇALIŞMA SORULARI

1- Metabolizma nedir?
2- Metabolik olaylar kaça ayrılır?
3- Fermentasyon reaksiyonları hangi maddeye kadar tüm canlılarda aynı şekilde yürür?
4- Glikoliz reaksiyonları 1 molekül glikoz mono fosfat ile başlarsa net ATP kazancı ne olur?
5- Bir canlının kendi metabolizmasını gerçekleştirebilmesi için anabolik reaksiyonlardan hangilerini gerçekleştirmek zorundadır?
6- Bir hücre 20 molekül maltoz kullanarak fermentasyon yapıyor.Bu hücre bu molekülleri O’li solunumda kullansaydı, öncekinin kaç katı ATP kazanırdı?
7- Glikozun yapısındaki enerjinin tamamının açığa çıktığı hangi yan ürünlerin oluşumu ile anlaşılır?
8- Bütün canlıların gerçekleştirdiği katabolik reaksiyonlar hangileridir?
9- Glikozun yapısındaki enerjinin tamamının açığa çıktığı hangi yan ürünlerin oluşumu ile anlaşılır?
10- Fermentasyon maya mantarları tarafından gerçekleştiriliyorsa oluşan son ürünler nelerdir?
11- Metabolizmanın hangi türünü gerçekleştiren canlı büyüme ve gelişmesini sürdürür?
12- Ototrof canlıların gerçekleştirdikleri en önemli anabolik reaksiyon nedir?
13- Hangi anabolik reaksiyon gerçekleştirirken aynı zamanda metabolik enerji üretilir?
14- Hangi katabolik reaksion gerçekleştirilirken aynı zamanda metabolik enerji üretilir?
15- Metabolizmalarını gerçekleştirebilen tüm canlılarda bulunan ortak enzimler nelerdir?
16- Canlılar metabolizmalarının sürekliliğini devam ettirmek için hangi reaksiyonları aralıksız olarak gerçekleştirmelidir?
17- Anabolizma< Katabolizma durumu hangi yaş aralığında gözlenebilir?
18- Stomalar ne zaman açılır?
19- Bitkilerin hangi hücrelerinde klorofil sentez geni bulunur?
20- Bazal metabolizma nedir?
21- Bazal metabolizma sırasında enerji nerelere harcanır?
22- Uzun boylu, geniş vücutlu ve geniş yüzeyli insanların hangisinde metabolizma hızı en fazladır?
23- İnsanda metabolizmayı geniş çaplı olarak artıran hormonlar nelerdir?
24- Fotosentez yaprağın hangi yapılarında gerçekleşir?
25- O&#8217;li solunumda 24 hidrojen NAD ile 12 hidrojen FAD ile yakalanıyorsa oksidatif düzeyde kaç molekül ATP üretilir?
26- Fermentasyonun hangi tipinde oluşan son ürün omurgalılarda tekrar enerji hammaddesi olarak kullanılabilir?
27- Yaprağın kısımları nelerdir?
28- Vücut ısısı, çevre ısısı, açlık gibi faktörlerden hangileri artarken metabolizma hızını bazal seviyenin altına düşürür?
29- Organizmada enerji ile ilgili reaksiyonlar kaç gruba ayrılır?
30- O2 li ve O2siz solunum ile kemosentez ve fotosentez reaksiyonlarında elde edilen ATP lerin amaçları bakımından farkları nelerdir?
31- Glikoliz reaksiyonları 1 molekül glikoz mono fosfat ile başlarsa net ATP kazancı ne olur?
32- Fotosentezde ışık devri kloroplastların granumlarında gerçekleşirken O&#8217;li solunumun hangi aşaması mitokondrilerin kristalarında gerçekleşir?
33- Canlılarda kaç çeşit ATP sentez olayı vardır?
34- CO2 miktarı fotosentez hızını maksimuma çıkarır.Ancak belirli bir değerden sonrası artıramaz.Buna bağlı hız limitini belirleyen faktör nedir?
35- Fotosentezin hızını artıran iç faktörler; Kloroplast sayısı , stoma sayısı , yaprak düzey genişliği , iletim demeti sıklığı olarak sayılabilir. Bunlardan hangileri fotosentez hızında en etkilidir?
36- ATP molekülünün enerji vermesi nasıl gerçekleşir?
37- Hücrede ATP hangi maddeleri aktifleştirir?
38- Enzimlerin yaptığı en önemi olay nedir?
39- Enzimler nerede üretilir?
40- Enzimlerin yapısındaki amino asit sırasını hücrede belirleyen öncelikli yapı nedir?
41- Hücrede kaç çeşit reaksiyon ve kaç çeşit enzim bulunur?
42- ATP sentezini sağlayan reaksiyonlar sırasında O2 kullanılıyorsa pirüvik asit hangi bileşiğe dönüşür?
43- 12 molekül Asetil koenzim A katılımı ile gerçekleşen solunum reaksiyonlarında substrat düzeyde kaç molekül ATP sentezlenir?
44- Işık şiddetinin aşırı artması durumunda fotosentez hızı maksimum sınırını aşamaz. Bunun sınırını ne belirler?
45- Sıcaklık belirli bir değere kadar arttıkça fotosentez hızı artar.Ancak sürekli arttırıldığında fotosentez reaksiyonları durur.Hız sınırını sıfıra indiren faktörler nelerdir?
46- Substratı tespit eden ve reaksiyonu gerçekleştirebilen sadece proteinden oluşmuş enzimler hangi gruba girer?
47- Holoenzimler nelerden oluşur?
48- Hücrede reaksiyonların sürekli,hızlı ve az enerji ile gerçekleştirilmesi enzimin hangi özelliği ile sağlanır?
49- Enzimlerin etkinlik gösterdiği maddelere ne denir?
50- Substrak küçüklüğü,substrat çokluğu,substrat yüzeyinin genişliği gibi özelliklerden hangileri enzimin reaksiyon hızını artırır?
51- Karanlık reaksiyonlarda NADPH2+ molekülünü hangi molekül oksitler?
52- Fosfogliserik asit hangi molekülleri oluşturur?
53- Bitki hücreleri hangi maddeleri sentezlemek için topraktan nitratlı tuzlar almak zorundadırlar?
54- Kemosentetiklerin aktivititesinin olmadığı zaman bitkiler hangi maddelerin sentezini yapmakta güçlük çeker?
55- Hücrede canlılığın devamının durması hangi yapıların inaktivesiyle gerçekleşir?
56- 300 molekül NADH2 çıkışının gözlendiği O&#8217;li solunumun ara kademelerinde kaç molekül piruvat oluşmuştur?
57- Fermentasyon maya mantarları tarafından gerçekleştiriliyorsa oluşan son ürünler nelerdir?
58- Enzim reaksiyonunun hızını artıran koşullar nelerdir?
59- Bir bitki hücresinde gündüz kloroplast ve mitokondride gerçekleşen olayların ortak özelliği nedir?
60- O&#8217;siz solunum reaksiyonlarıyla 30 molekül etil alkol oluşturan maya bakterileri kaç molekül glikoz kullanmıştır?
61- Işık, CO2, H2O, Mineraller den hangileri fotosentezin gerçekleşmesi için sadece ışıklı evrede etkilidir?
62- Karanlık reaksiyonlarda oluşturulan ilk ürün nedir? Diğer organik maddelerin kökeni hangi maddedir?
63- Tohumlarda hangi maddenin azlığına bağlı olarak enzim reaksiyon hızı minimum seviyededir?
64- Organik besinlerin parçalanarak ATP enerjisinin üretilmesine ne denir?
65- Solunumu hangi canlılar ne zaman gerçekleştirirler?
66- Solunumun amacı nedir?
67- 6 molekül glikozun kullanıldığı, solunumun glikoliz aşamasında yakalanan hidrojenler kullanılarak kaç molekül ATP üretilebilir?
68- 12 molekül Asetil koenzim A katılımı ile gerçekleşen solunum reaksiyonlarında substrat düzeyde kaç molekül ATP sentezlenir?
69- Yeşil bitkiler ne zaman solunum,ne zaman fotosentez yapar?
70- Fermentasyonun glikoliz evresi tüm canlılarda ortaktır.Bunun nedeni nedir?
71- 6 molekül glikozun kullanıldığı, solunumun glikoliz aşamasında yakalanan hidrojenler kullanılarak kaç molekül ATP üretilebilir?
72- Fermentasyonun hangi tipinde oluşan son ürün omurgalılarda tekrar enerji hammaddesi olarak kullanılabilir?
73- Fermentasyonun glikoliz evresi tüm canlılarda ortaktır.Bunun nedeni nedir?
74- Glikozun pirüvikasite kadar yıkılması hangi canlılarda gerçekleşir?
75- Glikoz reaksiyonları nedir?
76- Bütün canlılarda glikoz sırasında aynı ara ürünlerin oluşması ve aynı reaksiyonların gerçekleşmesi nasıl olur?
77- Glikozda kaç ATP enerjisi üretilir?
78- Fermentasyon ve oksijenli solunumun ortak reaksiyonlarının adı nedir?
79- İşaretlenmiş CO2 &#8216; in kullanıldığı fotosentezde işaretli karbonlara fotosentezin hangi ürünlerinde rastlanır?
80- Fotosentezin sadece ışıklı ortamda gerçekleştirilmesinin temel nedeni nedir?
81- O&#8217;li solunumun oksidatif fosforilasyon aşamasında kullanılan elektron taşıma sistemi elemanları sırasıyla nelerdir?
82- O&#8217;li solunumun krebs aşaması ile etil alkol fermentasyonunun ortak yanı nedir?
83- Oksijenli solunumun bütün canlılarda son ürünleri nelerdir?
84- Hangi canlılarda solunumun sitoplazma ve mitokondride geçen reaksiyonları aynıdır?
85- O2&#8217;siz solunumda hangi maddeler NADH2+&#8217;den hidrojen alır?
86- Fermentasyon reaksiyonlarında kaç aşama vardır?
87- Dış ortamdan oksijeni işaretlenmiş hangi madde alındığında fotosentez ürünlerinde işaretlenmiş oksijen gözlenebilir?
88- Dış ortamdan işaretlemiş hidrojen taşıyan su verildiğinde fotosentezin hangi ürününde işaretlenmiş hidrojen gözlenebilir?
89- Bir hücre 20 molekül maltoz kullanarak fermentasyon yapıyor.Bu hücre bu molekülleri O&#8217;li solunumda kullansaydı, öncekinin kaç katı ATP kazanırdı?
90- Yağlar solunumda yakıldığı zaman daha çok enerji açığa çıkar.Bunun nedeni nedir?
91- 300 molekül NADH2 çıkışının gözlendiği O&#8217;li solunumun ara kademelerinde kaç molekül piruvat oluşmuştur?
92- O2&#8217;siz solunumun hangi aşamasında ATP ve NADH2+ üretilir?
93- NADH2+&#8217;nin redüklenmesi ve oksitlenmesiyle gerçekleştirildiği halde enerji üretilmeyen reaksiyon nedir?
94- İnsanda NAD molekülü hangi molekülü oksitler, hangi molekülü indirger?
95- Işık reaksiyonu niçin lamellerde gerçekleştirilir?
96- Işık reaksiyonlarında ferradoksin, plastokinon ve stokrom enzimlerinin oksitlenmesini ve redüklenmesini sağlayan enerji kaynağı nedir?
97- Yağlar solunumda yakıldığı zaman daha çok enerji açığa çıkar.Bunun nedeni nedir?
98- Fermentasyonun hangi tipinde piruvat karbon düzeyinde yıkıma uğrar?
99- O2&#8217;siz solunumda elde edilen ATP sayısı niçin azdır?
100- O&#8217;li solunumun oksidatif fosforilasyon aşamasında kullanılan elektron taşıma sistemi elemanları sırasıyla nelerdir?
101- O&#8217;siz solunum reaksiyonlarıyla 30 molekül etil alkol oluşturan maya bakterileri kaç molekül glikoz kullanmıştır?
102- O&#8217;li solunumda ilk ve son elektron tutucusu moleküller nelerdir?
103- O&#8217;li solunumda ilk ve son elektron tutucusu moleküller nelerdir?
104- ATP sentezini sağlayan reaksiyonlar sırasında O2 kullanılıyorsa pirüvik asit hangi bileşiğe dönüşür?
105- Bir bitki hücresinde gündüz kloroplast ve mitokondride gerçekleşen olayların ortak özelliği nedir?
106- Fermentasyon reaksiyonları hangi maddeye kadar tüm canlılarda aynı şekilde yürür?
107-
108- Glikoz glikolizde öncelikle hangi moleküle yıkılır?
109- Ökaryotik hücrelerde glikozun CO2 ve H2O ya kadar parçalanması hangi solunumda ve nerede gerçekleşir?
110- Ökaryotik hücrelerdeki oksijenli ve oksijensiz solunum reaksiyonlarının farkı nedir?
111- Oksijenli solunum reaksiyonları kaç aşamada gerçekleşir?
112- O2&#8217;li solunumun hangi aşamalarında ATP ve su üretilirken O2 kullanılır?
113- O2&#8217;li solunumun hangi aşamalarında CO2, hangilerinde H2O açığa çıkarılır?
114- Oksijenli solunumda oksitlenme sonucunda kaç molekül NADH2 ve FADH2 oluşturulur?
115- O2&#8217;li solunumda elde edilen net 38 ATP&#8217;nin oluşum reaksiyonları nerelerdir?
116- Pirüvik asit ortamda oksijen olduğu zaman hangi moleküle dönüşür?
117- Asetil CoA mitokondride oluşurken aynı zamanda neler açığa çıkar?
118- FAD hangi reaksiyonlarda organik bileşikleri oksitler?
119- E.T.S deki hidrojenlerin aktarılmasıyla oksijenli solunumda CO2 , H2O ve ATP gibi maddelerden hangileri oluşturulur?
120- Glikoliz, kreps çemberi, Oksidatif fosforilasyon reaksiyonlarından hangilerinde CO2 açığa çıkarılır?

121- C6H12O6 + 6O2----I--------->6CO2 + 6H2O
<-----II---------
Yukarıda I ve II ile numaralandırılmış reaksiyonlar ökaryotik hücrelerde hangi organellerde meydana gelir ve olaylara ne ad verilir?
122- Kreps çemberi reaksiyonlarını gerçekleştiren enzimler nerede bulunurlar?
123- O2 li solunumun hangi aşamalarının gerçekleşmesi oksijenin varlığında gerçekleştirilir?
124- Fotosentez nedir?
125- Fotosentetik canlıların beslenmeleri hangi tür beslenmeye girer?
126- Ototrof beslenen canlılar kaç gruba ayrılır?
127- Fotosentezin ışık reaksiyonlarında hangi moleküller elektron kaynağı olarak kullanılır?
128- Organik maddelerin yapısındaki hidrojenlerin elektron kaynağı hangi moleküldür?
129- Kla ve Klb&#8217;nin indirgenmesini ne sağlar?
130- Işık reaksiyonlarında klorofilin yükseltgenmesi nasıl sağlanır?
131- Devirli fotofosforilasyonda klorofilin ışık karşısında uyarılması ile oksitleme ve redükleme hangi moleküller arasında olur?
132- Kla-----I------ Ferrodoksin, Ferrodoksin---------II------ Plastokinon, Plastokinon-----III-----Stokromlar
Stokromlar-------IV---- Klorofil
Klorofilden ayrılan yüksek enerjili elektron hangi numaralı bölgelerdeki oksidasyon ve redüksiyon ATP üretimine neden olur?
133- Karanlık reaksiyonlarda CO2 molekülünü hangi molekül yakalar?
134- Bitki hücresinde, hücre içi CO2 miktarına bağlı pH&#8217; nın dengelenmesi hangi organeller arasındaki madde alışverişi ile sağlanır?
135- Fermentasyonun hangi tipinde piruvat karbon düzeyinde yıkıma uğrar?
136- Fotosentezde ışık devri kloroplastların granumlarında gerçekleşirken O&#8217;li solunumun hangi aşaması mitokondrilerin kristalarında gerçekleşir?


eylek25@hotmail.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın